Komisyon raporu yakın geçmişte, 2 ay kadar önce Ocak 2011'de yayınlandı. Her ne kadar komiyon üyeleri politik spektrumun iki tarafından seçilmiş olsalar ve tarafsız olma gayreti içerisinde gibi görünseler de kendi dünya görüşlerine uygun olarak raporun neticelerinin yazılmasına etki etmişlerdir. Bu nedenle demokrat çoğunluğun kaleme almış olduğu nihai tasarı, azınlık üyeleri olan muhafazakar üyeler tarafından karşı muhalif fikir bildirilerek imzalanmamıştır. Bu yönüyle komisyon adına bir başarısızlık gibi görünse de, rapor çok titiz bir araştırma sürecinin sonucunda oluştuğu için çok önemli doneler içermektedir. Önümüzdeki 10 gün içerisinde 4-5 yazından oluşan bir seri halinde bu raporu kısaca özetleyip değerlendirmeye çalışacağım.
Son 3 yılı aşkın süredir küresel ekonomiyi etkisi altına almış olan finansal kriz dolayısıyla yaklaşık 4 milyon aile evlerini icraya kaptırdılar ve bir o kadarı da şu anda evlerinin borçlarını ödemekte zorlanıyor ve her an evlerini kaybedebilirler. Yaklaşık 25 milyon çalışma çağındaki Amerikalının işsiz olduğu günümüzde, krizin başından beri yaklaşık 11 trilyon dolarlık hanehalkı serveti -ya eriyen emeklilik yatırımları, ya uçup kaybolan yaşam birikimleri ya da değeri düşen konut yatırımları nedeniyle- kayboldu.
Özellikle finansal sektörün hızla borçlandığını belirtmek için sadece şu rakamlara bakmak yeterli olur: 1978'den 2007'ye finansal kurumlar tarafından elde tutulan borçlar 3 trilyon dolardan 36 trilyon dolara çıkmıştır ki bu GSMH'nın bir payı olarak 2 misli bir borç büyümesidir. Bununla birlikte, 2005 yılına gelindiğinde en büyük 10 Amerikan bankasının toplam varlıklarının büyüklüğü bütün bankacılık sektöründeki varlıkların %55'ine tekabül etmektedir ki bu değerler 1990'dakilerin 2 misline tekabül etmektedir. 2006 yılında finansal sektörün karı bütün sektör karının %27'sidir ki bu rakam 1980'deki %15 düzeyinin çok üzerindedir. Dolayısıyla karşımızda ABD'de büyüyen, riski ve karlılığı artan bir finansal sektör mevcuttur ve komisyon raporunun da doğru bir şekilde gösterdiği gibi finansal krizin doğru anlaşılabilmesi için bu çok değişimin takip edilmesi çok önemlidir.
Komisyon raporu internetten ücretsiz olarak http://fcic.law.stanford.edu/report linkinden indirilebiliyor. Raporun ilk bölümü doğrudan komisyon bulgularının sonucunda oluşan neticeleri sunuyor. Bugünkü yazımızda bu neticeleri sıralayarak bitirelim:
1. Finansal kriz başkalarının iddialarının aksine, doğru tedbirler alınarak önlenebilirdi.
2. Finansal düzenleme, gözetim ve denetlemedeki zaaflar ülkenin finans piyasalarının istikrarını çok ciddi biçimde sarsmıştır. Bu yönüyle suçun bir kısmı başta Amerikan merkez bankası, ve bankacılık denetleme kurulu olmak üzere devletin yetkili kurumlarının görevini yerine getirmedikleri ortadadır. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi kamu kurumları finansal sahadaki değişikliklere ve gelişmelere yeterince hızlı adapte olamamışlardır.
3. Krizin temel nedenlerinden birisi, sistematik olarak önemli ve büyük çaplı finansal şirketlerin idaresindeki ve risk yönetimlerindeki zaafiyetleridir.
4. Aşırı borçlanma, riskli yatırım davranışları ve sistemin yeterince şeffaf olmayışı finansal sistemi çöküşün eşiğine getirmiştir.
5. Devlet böyle bir krize oldukça hazırlıksız yakalandı ve kriz yönetimini yeterince hızlı yönlendiremedi; istikrarlı önlemler alamadı.
6. Finansal sistemin her basamağında sistemik olarak hesap verebilirlik ve etik olarak ciddi sorunlar ve zaaflar vardı.
Rapor, özellikle insan doğası gereği olan heves, hırs, açgözlülük ve gurur gibi zaafları finansal sistemin hesaba katmamış olmasının asıl sorun olduğuna vurgu yapıyor.
Özele inildiğinde ise finansal sistemdeki şu sorunlar krizi körüklemiştir:
i. Krizin hızla yayılmasında özellikle ipotekli konut kredisi borcu verme standartlarındaki eksiklikler ve sorunlar yatmaktadır. Bu kredilerin haketmeyenlere bile verilmesi manidardır. Ödeyemeyecekleri bilinirken zayıf finansal durumdaki ailelere kredi verilmesine göz yuman devlet yetkililerinin davranışları hiçbir şekilde dürüstlük ve etik ile bağdaşmaz. Örneğin sadece 2005 yılının ilk yarındaki verilen konut kredilerinin %25i "sadece faiz borç" olarak adlandırılan en riskli türdendi. Yine aynı dönemde Countrywide gibi ülkenin en büyük konut edindirme kredisi şirketleri tarafından verilen "opsiyonlu ayarlanabilir faizli ipotek" kredilerinin %68'i hiçbir şekilde belgelendirme istenmeden hanehalklarına dağıtılmıştır.
ii. Sermaye piyasası türev araçları krizin yayılmasına yardım etti. 2000 yılından bu yana hiçbir şekilde dentlenmeyen ve "over-the-counter" olarak adlandırılan ve aracı olmaksızın iki taraf arasında direkt olarak alınıp satılan finansal türev araçları 673 trilyon dolarlık kontrol edilmesi imkansız devasa bir hacme ulaştı. Bu türev araçlar krize 3 nedenle etki etti: Birincisi, "credit default swaps" (CDS) olarak adlandırılan ve temelde sigorta görevi gören anlaşmalar ipotekli konut kredisi piyasasına hormon etkisi yaptı ve büyüttükçe büyüttü ve küresel olarak bu kredileri dünyanın her bir köşesine dağıttı. İkincisi, "collateralized debt obligations" (CDO) olarak adlandırılan ve temelde değerini bağlı olduğu konuttan alan kıymetli kağıtlar problemin bütün finansal sistemin her köşesine hızlıca yayılmasında baş aktördür. Üçüncüsü olarak ise AIG gibi şirketler bu türev araçlardan dolayı batma noktasına gelince devlet mecburen bu tür şirketlerin milyarlarca dolarlık borçlarını üstlendi.
iii. Kredi derecelendirme kuruluşları ciddi zaafiyetler gösterdi. 3 büyük kredi derecelendirme kuruluşunun onay damgası olmasa idi bu kıymetli evraklar hiç bir şekilde piyasada kabul görmeyecekti. 2000 ile 2007 yılları arasında Moody's 45 binin üzerinde kıymetli evraka sorumsuzca AAA damgası vurmuştur. 2010'a gelindiğinde bu evrakların %83'ünün dereceleri aşağı çekilmiştir.
Bunların dışında bu olayları fitilleyen nedenler var mıdır? Raporun giriş bölümünün son kısmı 3 ilave başılk üzerinde durmaktadır:
(a) Merkez bankasının faizleri indirmesi dolayısıyla, bol miktarda paranın piyasada dolanıyor olması. Haliyle borçlanmak bu kadar ucuzken, hanehalkaları ve yatırımcılar bolca borçlanmak yoluna gittiler.
(b) Devlet destekli şirketler olan Fannie Mae ve Freddie Mac'in rekabet şartlarını zorlar derecede konut kredisi temin etmesi ve bu piyasayı şişirmesi. Bu kurumlar kriz sırasında kendilerini 5 trilyon dolarlık açık pozisyonda bulmaları da manidardır.
(c) Hükumetin ev piyasası politikası. Yıllardır ABD'de devlet vatandaşını ev sahibi yapacak politikalar ve kanunlar yürütmektedir. Bu politikalar bazen hayatın gerçekleri ile örtüşmemektedir. Örneğin, herhangi bir nedenle konut dışı kredi başvurusu reddedilmiş bir vatandaş nerdeyse elini kolunu sallıyarak konut kredisi alabilmektedir. Bu da finansın temel prensipleri ile uyuşmamaktadır.
Komisyon raporu bu saydığımız son 3 maddeyi krize neden olabilecek kadar büyük etkiler olarak görmemektedir.
Devamı yarına diyelim...
Inside Job adlı belgeselde de bizzat şu Amerikan ekonomi yönetiminde olanlar suçlanıyor. Hazine Bakanı Geithner'dan, Bernanke'ye, Hank Paulson'a kadar herkes suçlu. Finansal Suçlar için bir rapor hazırlanıyor ama yönetimde değişiklik yok. Kişiler ile birlikte aslında sistem değişmeli, ancak çok umut bağlayabiliyorum.
YanıtlaSilGüzel bir blog.
YanıtlaSilmükemmel
Gerçekten ben bu blogu okumak sevdi.
Son derece bilgilendirici. Değerli bilgi toplamak için düzenli olarak bundan sonra blogunuza ziyaret olacaktır.