20 Mart 2011 Pazar

Demokrasi ve Serbest Piyasa


Özellikle ABD'nin başını çektiği Batı medeniyeti kendisine bütün dünyada 2 önemli ideolojiyi yayma görevi biçmiş bulunuyor. Bunlar başlıktan da anlaşılabileceği üzere siyaset ve yönetim alanında "demokrasi" ve iktisadi sahada ise "serbest piyasa" ekonomisi. Her ne kadar Avrupa'lılar serbest piyasa düzeninin bütün prensiplerine saygı duymasalar da ABD'nin bu yöndeki güçlü angajmanına da pek ses çıkarmamaktadırlar.

Bugünkü sorum şu olucak: Bu iki ideoloji her zaman uyumlu mudur? Birbirleri ile çelişen yönleri var mıdır ve böyle durumlarda hangi önlemler alınır?

Şöyle bir senaryo düşünelim:

Yenistan adlı hayali bir ülkede serbest piyasa ekonomisinin gerektirdiği şekli ile mülkiyet hakları güvence altına alınır ve zaman içerisinde dış kaynaklı sermaye milli ekonomiye dahil olur. Yabancılar bu şekli ile ekonominin değişik sahalarında kazanç sağlıyabileceklerini umdukları işlere girişirler. Genelde çoğu ülkede bu sermayeyi davet eden yerli yatırımcılar ve müteşebbisler vardır zaten. Bunlar genelde ülkede azınlık durumunda olan eğitimli bir sınıftır. Bu grup kısa zaman içinde serbest piyasa düzeninin meyvelerini toplamaya başlar ve zenginleşirler. Geniş halk kitleleri ise, bu zengin zümrenin adeta "işçi sınıfı" halini alırlar. Zaman içerisinde ülkedeki bir kesimin inanılmaz zenginliği ve kendi fakirlikleri arasında düşünceye dalan ve kendi haklarını da aramaya başlıyan bu işçi sınıfı şanslı ise ülkede demokratik seçimlerin yapılması yönünde baskılarını artırırlar ve sonunda başarılı olurlar. Zengin zümre kendi edinimleri olduğunu düşündükleri varlıkları kaybetmemek için sahip oldukları medya kurumları aracılığı ile kendilerinden olan adayları seçtirmeye çalışırlar ve uzun süre de başarılı olurlar.

Gel zaman git zaman halk akıllanmaya başlar. Kendi durumlarının iyileşmediğini gördüklerinden ve halen devletin zorba bürokrasisi altında ezildiklerinden şikayetle, kendileri gibi olan devlet yöneticilerini seçtirmeyi başarırlar. Zenginler, her ne kadar siyasetçiler işçi sınıfından olduğundan endişe etseler de, nasıl olsa bürokrasinin her bir kesiminde kendi adamları olduğu için çok da alınmazlar. Ne de olsa seçilmişler atananları atlayıp işlerin gidişini değiştiremezler. Kanun yapabilirler ama sonuç olarak mevzuat bürokratların işi. Bu bürokrat kadrolarla bir iş ve yenilik yapamayacağını anlıyan idareciler sonunda bürokratları değiştirmeye başlarlar. İşte o zaman kıyamet kopar ve medya devlet yöneticilerini her türlü suçla lekelemeye başlarlar.


Yenistan gibi birçok ülkede demokrasi ile serbest piyasa bir mücadele içindedir. Zira serbest piyasa kapitalizmi kendi zengin azınlıklarını oluşturur. Böyle ülkelerde zengin elit zümrelerle geniş halk tabakalarının mücadelesi kaçınılmazdır. Ancak sosyal adalet mekanizmalarını içeren ekonomik yapılar uzun süreli yaşıyabilirler. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Hiçbirimiz devletin vergi adı altında kazançlarımıza el koymasından hoşlanmayız. Avrupa tarzı sosyal refah sistemlerinin uyguladığı yöntem budur. Alternatifi ise Amerikan sistemi türü zengin kesimin kendi bonkörlüklerinden (fransızca "bon coeur" iyi kalplilik anlamında) ve cömertliklerinden yardım yapmalarıdır. ABD genel anlamda Avrupa'ya kıyasla daha inançlı bir toplum olduğundan günümüzde nisbeten işlemektedir ve orta kesim gücü azalsa da hala vardır. Türkiye hangi sistemde daha hızlı büyür hala araştırıyorum diyebilirim...

Baştaki sorularımıza dönersek, uzun sözün özü, "evet, serbest piyasa düzeni yeri geldiğinde demokratik prensiplerle çatışabilir". Bu özellikle küçük bir azınlığın büyük miktarlarda mal ve sermayeyi ellerinde bulundurduklarında daha derin politik çatışmalara neden olabilir. Bu konu prestijli Yale Üniversitesi profesörü Amy Chua'nın 2003 basımlı "World on Fire" adlı kitabında derinlemesine işleniyor. Yazara göre, Rusya'da yahudiler, Filipinler'de Çinliler, Güney Afrika'da Avrupalılar, eski Yugoslavya'da Hırvatlar azınlık olmalarına rağmen ülke sermayesinin büyük bir kısmını ellerinde bulundurmaktadırlar ve bu durum bu ülkelerde potansiyel çatışma nedeni olmaktadır. Yazarın bu kitabını şiddetle tavsiye ederim.

0 yorum var, yorum okumak-yazmak için tıkla:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.
Sorularınız veya eklemek istedikleriniz için lütfen çekinmeyiniz. Kimliğinizi saklı tutmak için "Anonim" olarak yorumlayabilirsiniz.

Editor'e email atmak isterseniz: editor@ekonomig.com. Yazarlarımıza yazmak isterseniz adının ilk harfi ile soyadının tamamını @ekonomig.com ile birleştirip ulaşabilirsiniz. Örneğin onal@ekonomig.com

Tekrar teşekkürler.
Ekonomig.com