
Basitçe terim olarak hayal alemi anlamına gelen "Fildişi kulesi" (İngilizce: ivory tower) tabiri, kişinin gündelik uğraşılardan uzak durmasını ifade eder. Özellikle çocukların içinde yaşadıkları oyun ortamı ve fantazi dünyası bu şekilde tanımlanabilir kanaatimce. Veya yine klasik akademisyenlerin kendilerini sıklıkla içine attıkları münzevi hayat ve içine kapanık ruh durumu da bu kelime ile çok güzel ifade edilebilir. Gerçeklikten kendilerini soyutlamış ve hayal aleminde yaşıyan insanlar! Bu insanlar hayal aleminde kurup test ettikleri modellerle gerçek dünyanın bu karmaşası arasından mana çıkarmaya çalışırlar ve "policymaker"ın çalışmalarına yön verirler. Tam bir çelişki, ama ulvi anlamda...
1981 Nobel İktisat Ödülü'nün de sahibi olan merhum Yale Üniversitesi profesörü James Tobin, zamanın ABD başkanı J.F. Kennedy tarafından Amerikan İktisat Danışmanları Konseyi'ne (Council of Economic Advisers) üye olması için davet edilir. Dr. Tobin bu son derece saygın işi kabul etmekte isteksizdir ve Kennedy'ye şu meşhur sözü söyler: "Korkarım ki yanlış adamı buldunuz sayın Başkan, zira ben sadece bir 'fildişi kulesi' iktisatçısıyım." Onu iktisat danışmanı olarak ekibinde görmeyi çok isteyen Kennedy, Tobin'e oldukça nükteli ve manidar şu karşılığı verir: "Ben de zaten bir fildişi kulesi Başkanı'yım. En iyisi de odur." Kennedy'ye olan saygı ve hürmetimi artıran bir vaka. İşin ehlini bulabilmek ve işi ona teslim edebilmek.
James Tobin Serbest-Piyasa Keynes'çiliği olarak adlandırabileceğimiz iktisat okulunun en önde gelen savunucularından birisi idi. Bu anlayışa göre genel olarak piyasalar işlevleri itibarı ile güzel hoş şeylerdir; fakat devlet bu piyasaların aşırılıklarına karşı teyakkuz halinde müdahale etmeye hazır beklemelidir. İngilizce "market failures and imperfections" olarak bildiğimiz haliyle piyasalar bazen sekteye uğrarlar ve devlet bu noktada insiyatifi ele almalıdır.
Örnek olarak bu son yaşamakta olduğumuz global finansal krize bakmak yeterli olur. Özellikle finansal piyasalar beklentiler üzerine kurulmaları itibarı ile çok zayıf ve oynaktırlar. Olağan zamanlarda çok iyi çalıştığı bilinen piyasa disiplini mekanizması kriz zamanlarında neredeyse tamamen tıkanabilmektedir. Tobin'e göre devlet büyle durumlarda ve gerektiğinde Merkez Bankası veya farklı kurumları vasıtası ile aktif olarak bu piyasalara müdahale edebilme cesaretini göstermelidir.
Paul Krugman'ın o enfes değerlendirmesi ile Tobin esasen "Bırakınız yapsınlar kaderciliği" ile "patavatsız devlet müdahaleciliği" arasındaki orta yolu çizmiş ve göstermiştir. Yani ne kapitalizmin fakiri görmezden gelen ve ezen çarkları ve hoyratlığı; ne de komünizmin insanın elini kolunu bağlayıcı müdahaleciliği. Tobin esasen devletin küçültülmesi ve gerektiğinde ise müdahale edebilmesi yeteneğine sahip olacak dinamizme sahip olabilmesini savunuyordu. Para ve mali politikanın makul ve tedbirli kullanımına da bu yönüyle dikkat etmemiz lazım. Günümüzde Tobin'in de ifade ettiği iktisadi anlayıştaki devlet müdahalesinin etkisi sadece sıkıntıyı yumuşatmak şeklinde olabilir. Zira devletin küçüldüğü bir ortamda beklenen de odur.
Bırakalım piyasalar işlerini yapsınlar ama onları denetlemeye devam edelim ve aşırılıklarda ve aksaklıklarda müdahale edebilme kabiliyetimizi yitirmeyelim. Hepimizin bildiği şu içinden geçmekte olduğumuz global durağan ekonomiyi ele alalım. ABD'de başlıyan finansal krizin "eşik-altı ipotek" piyasalarında ortaya çıktığını artık hepimiz iyi biliyoruz. (Bereket bu piyasalar henüz Türkiye'ye yeni girmekte idi ki pek etkilenmedik finans piyasalarımızda.) Bu piyasaların yeterince denetlenememesi esasen sonun başlangıcı oldu denebilir. Krizden çok önce birçok işaretler belirmiş olmasına rağmen hantallaşmış denetimcilerin bunları önemsememiş olması ciddi bir zaaf. Her ne kadar bazılarımız için bu işaretçilerin emektar kurt iktisatçı ABD Merkez Bankası "Federal Reserve"ün eski başkanı Alan Greenspan'in bile gözünden kaçmış olması teselli edici olarak algılansa da meselenin hassasiyeti ve önemini azaltmaz ve bilakis apaçık ortaya koyuyor.
Son not: Özellikle finansal denetçilerin risk ölçümü ve kontrol sistemlerinde ciddi zaafları var. Bu zaafların sıralanması bile başlı başına ayrı bir yazı konusu olur. (En basitiyle madem senaryo analizi yaparak gelecekteki kriz ortamlarını tahmin etmeye çalışıyorunuzş o zaman normal zamanlardaki koşulları ve varsayımları kullanmayın en azından!!! Neyse şimdi bu konuya dalmak istemiyorum.) Bu zaafların en kısa zamanda gerekli tedbirlerin alınarak bir an önce giderilmesi dileğimle...
Devamını okumak için tıklayınız...