25 Şubat 2009 Çarşamba

Amerika'da "Doktoralı Ekonomist" İş Piyasası (Job Market) - II


Is Piyasasi yazi dizisinin ilk bolumunde is ilanlarinin bulunacagi kaynaklari ve hazirlanmasi gereken belgeleri siralamistik. Bugun de bu kaynaklardan basvuru listemizi olusturma ve klasik bi basvuru isleminde takip edilecek prosedur konusunda bilgi vermek istiyorum.


JOE nun yeni aya ait sayisi bir onceki ayin sondan ikinci gununde internette yayinlanir. Mesela subat sayisi 29 ocak gunu gece 12:00 de yayinlanir. www.aeaweb.org/joe sitesinden subat sayisina tiklayiniz. Burdaki arama motoru kendi kendini aciklayan birsey. Onun disinda sayfanin en altina kayarsaniz subat sayisinda toplam 93 is ilani verildigini goreceksiniz. Bu ilanlardan basvurmayi dusunduklerinizi bir excel dosyasina indirmeniz iyi olacaktir. Mesela ilk siradaki "Alverno College" is ilaninina tiklayalim. Yeni bir pencerede bu ilanla ilgili ayrintili bilgiler gelecek. Bu ilani excel'e indirmek icin "mark for download" butonuna tiklanabilir. Yeni gelen pencerede hemen "download" butonuna tiklarsaniz sadece bu isin oldugu tek satirlik bir excel dosyaniz olur. Bu pencereyi kapatip diger ilanlara bakmaya ve ilgilendiginiz isleri indirilmek uzere listeye eklemeye devam edebilirsiniz. Listenizi olusturduktan sonra da tum listeyi tek excel dosyasina indirebilirsiniz. Excel dosyasi olusturma imkani sadece bir sonraki sayi yayinlanan kadardir. Mart sayisi yayinlandigi anda subat sayisindan excel dosyasi olusturmaniz mumkun degildir (Yaparak ogrenmek isteyenler aralik/2008 sayisindan excel dosyasi olusturmayi deneyebilirler, mumkun olmayacaktir). Is ilanlarina bakarken dikkat edilmesi gereken bazi hususlari kisaca ozetlemek istiyorum:

1. Son Basvuru Tarihi: Ilanin ust kisminda "submission deadline" kisminda son basvuru tarihi olmalidir, fakat bazi ilanlarda bu bolum bos olabilmektedir. O zaman son basvuru tarihini ilanin icinde aramak yani ilani bastan sona okumak gerekir. Orada da yoksa asagidaki 4. madde gecerli demektir.

2. Online Basvuru: Bazi isler dokumanlarin gonderilmesi haricinde online basvuru formlarinin da doldurulmasini sart kosar. Yapilmadigi takdirde basvuru bosa gidebilir. O yuzden ilani dikkatle okumali online basvuru yapilmasi zorunlulugu varmi ve varsa linki nedir bakilmali. Online basvuru formlarinda genelde C.V., basvuru mektubu, is-piyasasi-makalesi, transkript, ogretmenlik degerlendirmeleri (teaching evaluations) gibi dokumanlarinizi yuklemenize olanak saglayan mekanizmalar bulunmaktadir fakat genelde maximum yukleme miktari 2 mb'dir. Bu yuzden transkriptlerinizi tarayici vasitasiyla fotograf dosyasi haline getirirken 2mb i gecmemelerine dikkat etmek gerekir.

3. E-mail ile Basvuru: Bir cok isyeri dokumanlarinizin elektronik kopyalarini e-mail olarak gondermenizi basvuru yapmis olmak icin yeterli sayacaktir. Ama bazi isyerleri e-mail adreslerini vermelerine karsin kesinlikle e-mail ile basvuru kabul etmezler ve bunu genellikle acik ve net bir ifadeyle ilanlarinda soylerler ("E-mail applications will not be considered"). Bunlarin e-maillerini vermelerinin nedeni isle ilgili bir sorusu olan adayin yazisma yapabilmesi icindir.

4. "Open Until Filled" olayi: Bazi is ilanlarinda son basvuru yerine "birini buluncaya kadar pozisyon acik" anlamina gelen bu ifade yer alacaktir. Buna aldanmamak gerekir. Neticede bir adayin amaci Ocak ayi basindaki ASSA toplantilarinda isverenle mulakat yapmaktir. Dolayisiyla son basvuru tarihini bu sekilde veren tum isyerlerine Sukran gunu tatili oncesinde paketler gonderilmelidir.
Is ilani tamamen dikkatli okunursa bazilarinda "birini buluncaya kadar acik ama 15 kasima kadar yapilan basvulara oncelik verilecektir" hatta "birini bulana kadar acik ama sadece falanca tarihe kadar basvuranlar ASSA toplantilarinda mulakat yapilmak icin degerlendirilecektir" gibi ifadeler bulunabilmektedir.

Bu 4 maddeden cikan en onemli sonuc: Indirilen excel dosyasiyla yetinilmemeli. Basvurulacak islere ait ilanlar tamamen okunmali ve edinilen bilgilere gore excel dosyasi uzerinde manuel olarak degisiklikler yapilmali. Mesela birinci maddede belirtildigi uzere son basvuru tarihi bazen bos olabilmekte ama is ilaninin metni tamamen okundugunda son basvuru tarihi bulunabilmektedir. Bu isi excel dosyasina indirdiginiz zaman son basvuru tarihi yokmus gibi gorunecektir. Bunlar excel dosyasina elle girilmelidir.

Dikkatli okurlarimizdan gecen haftaki yazimizla ilgili bir uyari geldi. Hazirlanmasi gereken dokumanlar listemizde referans mektuplarini unutmusuz. Esasen basvuru paketimizin en onemli unsuru 3 hocadan alinacak referans mektuplari. Hocalardan referans mektuplarini eylul ayinda istemek gerekli. Cunku yazmalari bazen iki haftadan fazla surebilir. Kesinlikle hocalara ilk paketlerinizi gondereceginiz tarihi bildiriniz. Bu tarihe 2-3 gun kala e-mail ile degil bizzat ofislerine ugrayarak kendilerine hatirlatma yapiniz. Hocalar referans mektuplarini bolum sekreterine verecektir. Bolum sekreteri ile surekli iletisim halinde olup referanslarin ulasip ulasmadigini kontrol etmekte fayda var. Paket hazirlama proseduru ile bu yazimiza son verelim: Onceki yazimda belittigim dokumanlar buyukce bir zarfa yerlestirilip agzi acik vaziyette bolum sekreterine verilir. Bolum sekreteri referans mektuplarini daha kucuk bir zarfa koyup agzini muhurledikten sonra paketinizin icine yerlestirir ve postalar. E-mail ile basvurularda ise basvuru e-mailini bolum sekreterine verirseniz o sizin adiniza referans mektuplarini isverene gonderecektir.

Devamını okumak için tıklayınız...

24 Şubat 2009 Salı

Suyun Altındaki Evler


Bir örnek üzerinden ABD'deki ev piyasalarında niye bu kadar çok "foreclosure" oluyor, yani insanlar ödemekte oldukları mortgage'lı evlerinden çıkıyorlar, açıklayalım. Tabi buna başlamadan önce, özellikle İngilizceye vakıf okuyucularımıza bir önceki videoyu izlemelerini şiddetle tavsiye ederek.

Tipik bir Amerikan ailesi olan Jones'lar 2 sene önce Ocak 2007'de 120.000 dolara (Amerikanca $120,000) bir ev almış olsunlar. Bunun için de, bir broker'a gidip mortgage sözleşmesi imzalamış olsunlar. Bu anlaşmaya göre Jones ailesi, düzenli olarak 30 yıl boyunca yıllık %8 faiz ile (aylık 880 dolar ve 52 cent ödeme yaparak) ev sahibi olabileceklerdir. Yandaki resme tıklayarak amortizayon cizelgesini görebilirsiniz.^(1) Örneğin en son bu ay, evin 24. taksidini ödeyen Jones'ların evi için kalan borçları 117.911,92 dolar (Amerikanca $117,911.92) ve hala oldukça yüksek.



Jones ailesi ekonomik krizi fazlası ile hissetmeye başlar. Evin hanımı Ms. Jones işini kaybedince kendisini, çocuklarına daha fazla zaman ayırabileceği fikri ile teselli etmeye başlar. Artık mortgage borcunun bütün ödemesi yükü Mr. Jones'ın sırtındadır. Hem de tek bir maaşla!

Gel zaman git zaman Mr. Jones bir gün öğrenir ki evlerinin hemen bitişiğindeki ev satılıktır. Bu ev Mr. Jones'un kendi yaşadığı evin aynısıdır (zira her iki evi de hatta bu mahalledeki bütün evleri de aynı mimar çizmiş ve müteahhit yaptırmıştır). Hem de bu aralar piyasa bayağı kötü olduğu için, bu komşu evin fiyatı sadece 70.000 dolardır!

Durumu akşam Ms. Jones'a da açan Mr. Jones, oturur eşi ile bir hesap-kitaba girişir. Kendi evlerinin motgage ödemelerini artık zorlanarak da olsa, tam 2 senedir (24 aydır) yapmaktadırlar. Bugüne dek toplam (880,52)x(24)= 21.132 dolar ödemede bulunmuşlardır. Ancak geriye kalan borç hala yukarıda da belirttiğimiz gibi 117.911,92 dolar (Amerikanca $117,911.92) gibi yüksek bir miktardır!

Bu hesaba aklı yatmıyan Mr. Jones eşine şöyle seslenir:

- Hanım.
- Evet?
- Hanım!
- Evet dedik ya, ne var?
- Ben bu işin içinden çıkamadım. Bizim eve 2 senedir toplamda 20 bin doların üzerinde ödeme yapmış olmamıza rağmen, halen bankaya olan ev borcumuz 117 bin doların üzerinde!
- Kocacığım bir yanlışın olmalı. Yandaki ev bizimkisinin aynısı ve fiyatı sadece 70 bin dolar. Nasıl olur?
- Benim de anlıyamadığım bu! 2 sene önce evi ne yazık ki o anki hırsımızla ev fiyatları yüksekken aldık.
- Evet ben de çalışıyordum o zamanları. Nasıl olsa öderiz diye düşünmüştük.
- Haklısın. Oysa şimdi duruma bak. 2 senedir ödeme yapmakta olduğumuz ve şu anda oturmakta olduğumuz evin net değeri bizim için, dur bir düşüneyim: 70 bin eksi 117 bin eşittir EKSİ 47 BİN DOLAR!
- Bu doğru olamaz?
- Hesap ortada hanım. En iyisi mi ben yarın broker'a gidip anlaşmayı bozuyorum. İpotek olan evi de, ne yapalım kaybederiz artık.
- Bugüne kadar yaptığımız ödemeler?
- Üzerine bir bardak soğuk su içebilirsin :(
- Peki bunun bize ekstra bir külfeti yok mu?
- Kontratı kırdırmış olmanın yaklaşık bir 5 bin dolar'lık bir de cezası var ama bence değer! Zira bu şekilde ödemek anlamsız. Yolun başındayken istersen geri dönelim.

Jones ailesinin karşılaştığı durumda olan milyonlarca Amerikan ailesi var son bir yılı aşkın bir süredir. Şimdiye değin bir milyonun üzerinde ev haczedildi. Hala ediliyor. Ve daha edileceğe benziyor. Evin değeri Mortgage anlaşmasının değerinin altında kalıyorsa, bu durumda ev bizim için karlı ve pozitif bir özsermaye (equity) değil, bilakis EKSİ BİR YATIRIM (NEGATIVE EQUITY). Amerikalıların tabiri ile ev artık su altında kalmış oluyor.

Peki bu mortgage kağıtlarını ellerinde bulunduran bankalar için durum nasıl? Hiç de parlak değil tabi ki. Jones ailesi evi geri verdiği anda (jingle mail) bankanın 117 bin dolar değerindeki varlığı bir anda 70 bin dolara düşmüş oluyor. Yani banka bu işten bir anda nerdeyse 50 bin dolar kaybetmiş oluyor. Amerika'daki bankaların bilançolarının varlıklar bölümünün önemli bir kısmını gayrı menkullerin oluşturduğu göz önünde bulundurulduğunda finansal piyasalar için durumun vehameti gün gibi ortada.

Ev piyasasında o kadar çok arz fazlası var ki, özellikle güneybatı ABD'de "Ghost Town" olarak adlandırılan "Hayalet şehirler" var artık. Yeni yapılmış yerleşim birimleri hiç taşınan olmamış bazılarında. Özellikle Arizona, Nevada, New Mexico ve Kalifornia'da bu durumda çok yerler var. Ev fiyatları daha da aşağıya, %20-30 daha düşecek gibi görünüyor. Krizin derinliği her geçen gün daha iyi anlaşıldıkça, yatırımcılar arasındaki karamsarlık aynı zamanda New York (NYSE) ve diğer organize borsalara da yansıyor. Borsa dün son 12 senenin dibine indi.

Peki bundan sonra ne olur? ABD krizden nasıl çıkar? Amerika'da yeni başkan Obama ve ekonomi ekibi bu tekneyi ne kadar zamanda düzlüğe çıkarır? İlk 4 senelik süresinde bunu başarabilir mi? Ben halen iyimserim ve öyle olmak istiyorum. Obama paketini şu an için destekliyorum. İktisatçı arkadaşlarımla bu konuyu tartıştığımızda oldukça kötü bir tablo çizenler de var tabi ve onların argümanları da güçlü. Onların kimisine göre bu kriz belki de ABD'de 1-2 sene gibi kısa sürede atlatılacak U-şeklinde bir kriz değil de, Japonya örneğinde olduğu gibi 10 sene veya üzerinde sürebilecek L-şeklinde bir kriz olabilir.

ABD'de Demokratlar'ın ekonomi ile ilgili bugüne dek sicilleri iyi. Zaten Başkan Obama da eski Başkan Bill Clinton ekibi ile yoluna devam ediyor. Yalnız şunun altını çizelim: Finans piyasalarında işler artık kesinlikle eskisi gibi olmıyacak. Yeni bir ekonomi düzeni gelecek. Cumhuriyetçiler istemese de. En başta da liberalizayon politikaları rafa kaldırılacak diye öngörüyorum. Finans piyasalarındaki aracı kuruluşlar çok daha fazla düzenlenecek ve regüle edilecekler. Yani adeta 1980 öncesi daha katı finans piyasalarını düzenlemeci politikalara geri dönüş olucak. Devlet gerekirse riskli bankalara el koyacak, ve bu Citibank olsa bile gözünün yaşına bakılmayacak. Zira bu işin şakası yok, herkes anladı.

Thomas Friedman'ın son kitabı "Sıcak, Düz ve Kalabalık"ta da bahsettiği gibi ortada ciddi bir piramit şeması var. Yalnız işin ilginç yanı, normalde gayrı yasal olan bu organizasyon şeklini, bankacılık sektöründe devlet kendi eliyle "bail out" ediyor, yani kurtarıyor. Adeta karlar özelleştirilirken, zararlar devletleştiriliyor. Olacak şey değil!

Başkan Obama işin ciddiyetinin farkında olduğu için her ne pahasına olursa olsun gerekli düzenlemeleri parlementoya geçirtmekte zorlanmıyacak diye düşünüyorum. Gerekli desteği o veya bu şekilde alıcaktır. Ancak zamana karşı yarıştığının çok iyi bilinmesi gerekir.

Bugünlük de bu kadar kafanızı ağrıtmış olayım.

--

^(1)

NOT: Örnekteki rakamlar esasen Saunders ve Cornett'in "Financial Markets and Institutions" adlı kitabının 4. baskısından alıntı. Bakınız sayfa 205. Çizelgeyi de Microsoft Excel'de tekrar hazırladım esasen, ancak yer yetersizliği nedeniyle kesip biçtim ve resim dosyası uzantısına çevirdim.


Devamını okumak için tıklayınız...

23 Şubat 2009 Pazartesi

Kredi krizi

Bu video'da basitlendirilmis bir sekilde herkesin anlayabilecegi bir dilde kredi krizi anlatiliyor. Video malesef ingilizce'dir.

The Crisis of Credit Visualized from Jonathan Jarvis on Vimeo.



Devamını okumak için tıklayınız...

20 Şubat 2009 Cuma

Barack Obama İş Başında

Bu yazı misafir yazar Şerife Genç tarafından kaleme alınmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’nin 44. Başkanı tarihe not düşecek, coşkulu bir yemin töreniyle görevinin başına geçti. Obama’nın seçim kampanyası esnasında vurguladığı ve adeta adıyla özdeşleşen iki temel kavram “umut” ve “değişim”di. Ancak çiceği burnunda başkan yemin töreninde yaptığı konuşmasında her ne kadar “yarınlarda mutlu olmak var” sinyalini verse de bu yarınların çok da yakın olmadığı gerçeğini de vurgulamayı ihmal etmedi. Yapılacak çok sey olduğunun farkında olan yeni hükümet bir an once kolları sıvayıp işe koyuldu. Ekonomiyi canlandırmak adına para politikası araçlarının tükendiğinin anlaşıldığı bir durumda yapılabilecek tek şey mali politikaların kullanılması yoluna gitmekti.

Bu amaçla hazırlanan mali yardım paketi Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında geçen hararetli tartışmalara rağmen Cuma günü Kongre tarafından onaylandı. Cumhuriyetçi kanadın yoğun eleştirilerine maruz kalan paketin bütçe üzerindeki toplam yükü 787.24 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu miktarın 288.4 milyar dolarlık kısmı ise vergi indirimlerine, 498.4 milyar dolarlık kısmı hükümet harcamalarına ve transferlere ayrılmış durumda.

Durgunluğa girmiş ve acil müdahaleye ihtiyacı olan bir ekonomide uygulanacak mali politika araçlarının etkili ve verimli olması için kısa vadede üretimi ve milli geliri arttırması gerekmektedir ancak bunun uzun vadede ekonomide enflasyonist bir baskı oluşturulmadan başarılması da çok önemlidir. Bu sebeple kullanılan mali politika araçlarında aranan özellikler, doğru zamanda uygulanması, geçici olması ve doğru hedefe odaklanmasıdır.

Bu üç kriter açısından Obama ve ekibinin yardım paketini ele alırsak, zamanlamanın doğru olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle krizin derinleşmesiyle birlikte bazı eyaletlerde %20’lere kadar çıkan işsizlik oranları ekonomiyi canlandırmak amacıyla hazırlanan bir müdahaleye duyulan ihtiyacın aciliyetini gözler önüne seriyor.

Ekonomiyi canlandırmak amacıyla yapılacak mali müdahalenin geçici(temporary) olması yani kalıcı(permanent) politika degişikliklerini içermemesi de aranan diğer bir özellik. Aksi takdirde kalıcı vergi indirimleri veya hükümet harcamalarında artışlar içeren bir politika bütçe açığını arttırarak, faizler ve yerli paranın değeri üzerinde yukarı yönde bir baskı oluşturabilir. Bu da yatırımları ve ihracatı olumsuz yönde etkileyerek uzun vadede büyüme performansını olumsuz yönde etkiler.

Bu anlamda yardım paketinde yer alan birçok kalemin geçici harcamalara ve transferlere ait olduğunu söylemek mümkün. Yaklaşık 70 milyar dolarlık bireysel yardımın ve eğitim ve sağlık harcamalarına destek olması amacıyla eyaletlere aktarılması düşünülen 140 milyar dolar geçici harcamalar arasında yer almakta. Ayrıca orta ve düşük gelir grubuna yönelik kişi başı yaklaşık $400, aileler için ise $800lık ek gelir sağlayan vergi indirimleri de zamanında alınmış ve geçici bir tedbir olarak göze çarpıyor.

Etkili bir mali yardım paketinin bir diğer özelliği de kaynakları, en çok ihtiyacı olan ve kendisine sunulan ek kaynakları tüketecek olan kesime yönlendirmesidir. Pakette yer alan orta ve düşük gelirli ailelere ek gelir sağlayacak olan toplam 116.2 milyar dolarlık vergi indirimlerinin, 20 milyar dolar civarında olması planlanan gıda yardımlarının, ve özellikle işsiz kesimi hedef alan yaklaşık 60 milyar dolarlık direk yardımların bu özelliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Kurumlara sağlanan yaklaşık 16 milyar dolarlık vergi indirimlerinin bireysel vergi indirimleri yanında çok sınırlı kalması da bu tip vergi indirimlerinin ekonomiyi canlandırmak adına nispeten daha az etkili olmasından kaynaklanmakta.1

Caterpillar firmasının planın onaylanması durumunda işten çıkardığı isçilerinin bir kısmını geri çağıracağına dair yaptiği açıklama, mali yardım planının ekonomiyi canlandırma yönünde olumlu bir işaret olsa da, alınan tedbirlerin etkilerini önümüzdeki aylarda hep birlikte göreceğiz.

1. Kurumlara sağlanan vergi indirimlerinin etkinliğine dair bkz. http://www.cbo.gov/ftpdocs/89xx/doc8916/01-15-Econ_Stimulus.pdf


Devamını okumak için tıklayınız...

19 Şubat 2009 Perşembe

Merkez Bankası'ndan Bir Sürpriz Daha

Merkez Bankasi Para Politikasi Kurulu surpriz bir sekilde faizleri 1.50 puan indirdi. Son bir ay icindeki ikinci surpriz faiz indirimi bu Merkez Bankasinin. Zaten ezberci bazi sozde uzmanlarin omru sok olmakla geciyor. Efendiler diyorlar ki 'Bu krizde böyle birer ay arayla ani sekilde faiz mi düşürülür? Kurlar fırlar, yabancı sermaye gelmez, sicak para kacar, devaluasyon olur'. Kim bunlar? Sapa cope AAA (triple A) not verip su anda butun dunyaya rezil olmus olan ve Amerika'nin cokusunun en buyuk sorumlulari arasinda yer alan malum 'reytingciler'. Ama hala sadece hazine kagitlarimiza not vermekle yetinmeyip, en itibarli kurumlarimiza da akil vermeye yuzleri var. Bir de bunlarin yayinladiklari raporlari takip edip ekranlardan ezbere konusmayi iktisatcilik zanneden yerli uzmanlarimiz var bizim. Neyse kriz kriz diye ruh cagirir gibi kriz cagiran bu sarlatanlara aldirmayalim ve faiz indiriminin ne gibi etkileri olabilir biraz kafa yoralim.



Bu indirime bagli olarak bankalarin mevduata verdigi faizler ve hazine kagitlarinin faizleri de düşer. Bu beklenti ile bankalar kredi musluklarini daha da açabilir. Piyasalar nakit açısından rahatlar, ticari faaliyetlerde canlanma baslar. Bunlar merkez bankasinin fiyat istikrari hedefinin disinda bu kararin ilave kazanimlari olacaktir. Ayrica ekonomi zaten daralmakta ve emtia fiyatlari hizla dusmekte oldugu icin enflasyon hedefinden sapma soz konusu olmayacaktir. Hatta, Para Politikasi Kurulu'nun aciklamasina gore enflasyonun bu faiz indirimine ragmen hala hedefin altinda kalma ihtimali vardir.

Buna karsin gelelim su reytingcilerin yaydiklari (ya da yaymaya calistiklari) korkuya: Halen reel olarak yuksek oranında getiri sağlayan hazine kağıtlarına yabancı ilgisi hic de dusmez. Zaten, son 5 aydir meydana gelen yabanci sermaye cikisi faiz oranlariyla alakali degil daha cok "deleveraging" nedeniyledir. Mesela Amerika'da cok ciddi kayiplara ugrayan yatirimci marjin hesabina nakit yatirabilmek icin baska piyasalarda da satisa gecebilmektedir. Cok yuksek kaldirac orani (leverage ratio) ile yatirim yapan yatirimcilarin son gelismeler nedeniyle risk istahi tamamen kapanmis ve kaldirac oranlarini dusurme yoluna gitmislerdir. Ayrica gelismis ulkelerin denetim organlari da zor durumda olan kuruluslara nakit yardimini kaldirac oranlarinin dusurulmesi sartiyla yapmaktadir. Tum bu sebeplerden dolayi sadece Turkiyemizde degil butun gelismekte olan ulkelerde hizli para cikisi ve dolayisiyla dolar kurunda artis yasanmistir. Ukrayna, Macaristan gibi kamu maliyeleri duzgun olmayan ulkeler IMF'e el acmak zorunda kalmistir. Turkiye aslanlar gibi vurusarak cekilmektedir. Bankasi batmayan gelismis ulke kalmamisken Turkiyemizin bankalari 2001 krizi sonrasi alinan tedbirler sayesinde sapasaglam ayaktadir. Tum bunlar ortadayken "Efendim yabanci sermayeyi kaciracaklar. Faiz indirimi zamani mi simdi" demek abesle istigaldir.

Bir de bu surpriz meselesi var. Bu reytingciler ve icimizdeki takipcileri boyle surpriz kararlardan hic de hoslanmiyorlar. Olaylar sadece onlarin bekledikleri sekilde gelisirse onlarin tavsiyelerine uyulursa memnun oluyorlar. Oysa denetleyici kurumlarin kararlari ancak ve ancak surpriz olduklarinda etkilidirler. Aksi durumda zaten beklenen kararlar cok oncesinde piyasa tarafindan satin alinir. Gecen ayki faiz indirimi sonrasi Merkez Bankasi Baskani sayin Durmus Yilmaz NTV'ye Davos'ta verdigi mulakatta "Bundan sonraki aylarda da Merkez bankasindan boyle yuksek faiz indirimleri bekleyebilir miyiz?" sorusuna gulumseyip nazikce "Bakin, onun cevabini verirsem ilerde alacagimiz kararlarin bi anlami kalmaz. Ekonominin gidisatina gore o gunku verileri onumuze alir bakariz, en iyi karari vermeye calisiriz. Bu faizlerin daha da indirilmesi olabilecegi gibi geri yukseltilmesi de olabilir, veya ayni da kalabilir" seklinde cevap vermisti (Daha dogrusu cevap vermemisti).

Bizce Merkez Bankasi son kriz doneminde etkin sekilde devreye girmistir. Oncu rol ustlenerek gerek bankaya gerek tum ekonomi yonetimine olan guveni artirmistir. Emegi gecen herkesi bir iktisatci ve bir vatandas olarak kutluyorum.


Devamını okumak için tıklayınız...

Merkez Bankasindan Surpriz Faiz Indirimi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, kısa vadeli faiz oranlarını 1,50 puan dusurdu.

Merkez Bankasından yapılan açıklamaya göre Banka, gecelik borçlanma faiz oranını yüzde 13'ten yüzde 11,50'ye, borç verme faiz oranını da yüzde 15,50'den yüzde 14'e düşürdü.



Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasasında saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 9'dan yüzde 7,5'a, borç verme faiz oranı ise yüzde 18,50'den yüzde 17'ye düşürüldü.

Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanı faiz oranı da yüzde 14,50'den yüzde 13'e indirildi.


Merkez Bankasi Para Politikasi Kurulu bildirisinde su ifadelere yer verildi:

"Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir. Uluslararası kredi piyasalarındaki ve küresel ekonomideki sorunlar devam etmektedir. Bu çerçevede iktisadi faaliyetteki toparlanmanın zaman alacağı ve enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceği düşünülmektedir. Ayrica petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki birikimli düşüşlerin enflasyonu olumlu etkilemektedir. Bu dogrultuda onumüzdeki dönemde enflasyondaki düşüşün hızlanacağı ve yıl sonu hedefine, öngörülenden önce ulaşılacağı tahmin edilmektedir. Yıl sonunda enflasyonun, hedefin belirgin şekilde altında kalma ihtimalinin sürdüğü değerlendirmesinde bulunan Kurul, kısa vadeli faizlerin 150 baz puan indirilmesine karar vermiştir".

Bildirinin devaminda sunlar kaydedildi:
"Kurul, son dönemde gerçekleştirilen faiz indirimlerine rağmen finansal koşullardaki ek sıkılığın kısmen devam ettiği değerlendirmesinde bulunmuştur. Merkez Bankası, fiyat istikrarını sağlama temel amacı ile çelişmemek kaydıyla, uluslararası piyasalardaki sorunların ekonomimiz üzerindeki etkilerini sınırlamak için üzerine düşen tedbirleri almaya devam edecektir. Küresel finans piyasalarındaki sorunların reel ekonomi üzerindeki etkilerinin boyutuna ilişkin belirsizlikler halen yüksek seviyede seyretmektedir. Bundan sonraki olası faiz indiriminin miktarı ve zamanlaması, enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmelere bağlı olacaktır.''

Açıklamada, Kurulun ''finansal sistemdeki akışkanlığın ve kredi piyasalarının etkin bir şekilde çalışmasının önemine dikkat çektiği ve bu doğrultuda döviz likiditesi ile ilgili ek düzenlemelerin devreye sokulması konusunda mutabık kaldığı'' bildirildi.

Açıklamada, enflasyon görünümüne ilişkin her türlü yeni verinin ve haberin, Kurulun geleceğe yönelik duruşunu değiştirmesine neden olabileceği de önemle vurgulandı.


Devamını okumak için tıklayınız...

16 Şubat 2009 Pazartesi

Amerika'da Doktorali Ekonomist Is Piyasasi (Job Market) - I

Amerika'da her yil ocak ayinin ilk haftasinda American Economic Association (AEA), American Finance Association (AFA) ve Allied Social Science Association (ASSA) birlikte bir konferans duzenlerler. Bu konferansta cesitli universitelerden, arastirma kurumlarindan, merkez bankalarindan ve finans sektorunden arastirmacilar yaptiklari akademik calismalari sunar ilgilenenlerle paylasirlar. Ekonomi doktorasi yapan mezuniyete yaklasmis doktora adaylari icin bu organizasyonun baska bir onemi vardir. Onlar bu toplantilari isverenlere kendilerini gostermek, ve mezuniyet sonrasi kariyer yollarini cizmek icin bir firsat olarak kullanirlar. Zaten isverenler de bu toplantilara potansiyel adaylari gormek icin gelirler. ASSA toplantilari kapsamindaki is piyasasi (Job Market) organizasyonunun nasil isledigi konusunda ayrintili bilgi vermenin ilerleyen yillarda piyasaya cikacak adaylar icin faydali olacagini dusundum. Bir kac yazi ile isleyecegim konu umarim gelecek yillarda is piyasasina cikacak adaylar icin faydali bir klavuz olusturur.


Bir doktora adayi icin "Job Market" asagi yukari eylul ayinda baslar. AEA nin her ay yayinladigi "Jobs for Economists (JOE)" (Ekonomistler Icin Isler) yayini, ve is ilanlarinin yer aldigi diger kaynaklar genellikle eylulden itibaren takip edilmeye baslanir. Bu noktada is ilanlarinin verildigi kaynaklari vermeye baslayalim.

1. JOE (Jobs for Economists)
http://www.aeaweb.org/joe/

Bu sayfada son 6 sayinin linkleri mevcut. Herhangi birine tiklanarak o sayida verilen is ilanlarina goz atilabilir. Buradaki arama motoru kullanilarak cesitli kisitlara sahip is ilanlari gorulebilir. Mesela Turkiye'den verilen is ilanlarini filitrelemek mumkun. Is ilanlarinin takip edilecegi baslica kaynagimiz JOE olsada esasen baska kaynaklarimiz da mevcut.

2. American Finance Association'in Finance recruiting sayfasi:
http://www.afajof.org/association/jobs.asp

3. Social Science Research Network (SSRN) sayfasi. Sol taraftaki menuden "job openings" linkine tiklamak gerekiyor. Gelecek olan sayfanin ust kisminda yine son alti aya ait sayilarin linkleri mevcut.
http://www.ssrn.com/ern/index.html

4. Inomics adli web sitesi. Burada arama motorunu kullanmak gerekiyor.
http://www.inomics.com/cgi/job?action=default

5. Walras sitesi. Buraya uye kaydi yaptirmak gerekiyor. Bunun icin de doktora yaptiginiz okula ait bir e-mail adresiniz olmasi gerekiyor. Bu tipler Harward'dan MIT'den, Chicago'dan gonullu gencler. Job-Market organizasyonunun verimli calismadigini dusundukleri icin cesitli kaynaklarda yayinlanmis tum is ilanlarini toplayip bu sitede tek bir veritabani halinde tutmaya calisiyorlar. Linkini verelim:
http://www.walras.org/

Is piyasasina cikmayi planlayan bir aday tezine koyacagi makalelerinden birini is-piyasasi-makalesi (Job Market Paper) olarak belirlemeli ve bu makalesini bence en gec eylul sonunda hazir hale getirmeli. Bununla ilgili ayrintilara sonraki yazilarda tekrar donecegim, fakat simdilik hazirlanmasi gereken diger dokumanlar nelerdir onlari siralayalim:

1. Kisa Ozgecmis (Resume/C.V.)
2. Basvuru Mektubu (Cover Letter): Akademik ve ve akademik olmayan isler icin ayri ayri hazirlamakta fayda var.
3. Ogretim Felsefesi Dokumani (Statement of Teaching Philosophy)
4. Ilgilenilen Arastirma Konulari Dokumani (Statement of Research Interests)
5. Doktora transkripti
6. Lisans ogrenimine ait transkript
7. Arada master yapildiysa ona ait transkript
8. Etkili ogretimi kanitlayici belgeler: Bununla kastedilen ogrencilerinizin yaptigi yil sonu degerlendirmeleri (teaching evaluations)

Bu dokumanlarin her biri her isveren tarafindan istenmez. Kimisi ucunu, kimisi besini ister. Cogu isveren lisans ogrenimine ait transkriptinizi istemez mesela ama isteyen de cikar. Dolayisiyla eylul sonuna kadar bunlarin da hepsi hazir olmali. Son olarak bir kac faydali link daha verip bu serinin birinci yazisina son vermek istiyorum.

http://www.econjobrumors.com/
Burasi herkese acik bi forum. Isteyen yeni bir konu aciyor, konuyla ilgilenenler birseyler yazabiliyor. Insanlar birbirleriyle bilgilerini paylasiyor. Sizinle ayni surecten gecmekte olan diger adaylarla hem bilgi paylasimi hem de girgir yapma olanagi saglayan bir ortam. Benim anlatmamdan ziyade gidip takip ederseniz nasil faydalanabileceginizi gorurusunuz. Faydali buluyorum ama burda cok vakit kaybetmemek gerek.

http://bluwiki.com/go/Econjobmarket
Bu sayfada asagilara dogru kayarsaniz is ilanlarini en sol sutunda goreceksiniz. Bundan baska mulakat icin ilk arama yapilan tarih, son arama yapilan tarih, red mektubu alinan tarih, kampus daveti yapilmis mi, is teklif edilmis mi, teklif kabul edilmis mi gibi kolonlar var. Wikipedia yi herkes guncelleyebildigi icin bir aday bir okuldan mulakat teklifi aldigi zaman buraya girip ilgili hucreye "yes" yazmak suretiyle (isteyen tarihini ve ismini de yazabilir) diger adaylari bilgilendirmis oluyor. Tabi bu isbirligine katilmayan adaylar olabilir dolayisiyla yuzde yuz guncel olmayabilir bilgiler. Bundan daha kotusu ortaligi velveleye vermek icin yalan haber yazan job-market-sapiklari olabilir. Herneyse konumuz bunlar degil. Bu sayfada cok iyi okullara kampus daveti alan adaylar albenilerini artirmak icin isimlerini de yazarak guncelleme yapiyorlar. Eger sayfada control+F yapar "yurukoglu" veya "ufuk" kelimelerini aratirsaniz bu senenin Turk yildizlarinin NYU'dan Ali Yurukoglu ve MIT'den Ufuk Akcigit oldugunu goreceksiniz. Arkadaslarimizla guru duyuyor basarilarinin devamini diliyoruz. Job-Market'in genel anlamda yildizi ise Harward'dan Mihai Manea oldu bu yil sanirim. Herneyse bunlardan bize ne zaten. Zenginin mali zugurdun cenesini yorarmis iste. Gelecek yazimizda faydali bilgiler vermeye devam edecegiz.

Devamını okumak için tıklayınız...

11 Şubat 2009 Çarşamba

EV-LENDIRME VE SOSYAL SERMAYE

Ozellikle son yillarda Turkiye deki insanlari ev sahibi yapmaya yonelik cabalari cok yerinde buldugumu belirtmeliyim. TOKI gibi veya baska programlar araciligyla insanlari ev sahibi yapmak gercekten cok onemli. Bu konuda cikmis bir makaleyi gozonunde bulundurarak vatandasi ev sahibi yapmanin bir ulke icin ne kadar onemli oldugunun uzerinde duracagim.

Gleaser ve DiPasquale bu konuda onemli bir calisma yaptilar. makalesinin konusu ev sahibi insanlar olmayanlara gore daha iyi birer vatandaslar midir. Kisa bir modelde ev sahibi olmanin insana pozitif bir tesvik saglayarak "incentive" daha iyi bir vatandas olmaya ittigini gosteriyorlar. yani ozetle kirada oturan bir insan sonucta oturdugu eve fazla bakmaz, veya etrafini duzeltmeye, bahcesini guzellestirmeye ugrasmaz. Bunun yaninda ev sahibi olan insan komsulariyla daha iyi gecinmeye calisacak, mahallenin ve mahallede yasayanlarin genel durumlarina daha cok dikkat edecektir. Uzun yillar orada yasiyacagindan ev sahibi olmak insanda etrafina olumlu yaklasmak ve iyi seyler yapmak icin tesvik olusturmus olacaktir. Modellerindeki temel de ise ev sahibi olan insanlarin baska bir yere tasinma olasiliginin az oldugu ve ev sahibi olduktan sonra insanlarin cost-benefit analizlarinden bahsediliyor. yani ev sahibi olduktan sonra tasinmak oldukca maliyetli bir is cunku evinde bir suru harcama yapmissin, komsuluk iliskileri gelistirmissin veya guzel bir mahalle kurmussun ve bunlari bir cirpida atmak kolay degil sonucta ev sahibi olmak insanlarin tasinma olasiligini azaltiyor. Daha sonra da Amerika dan ve Almanya dan empirik orneklerle modellerini acikliyorlar.


Tabii, simdi Amerika daki hayat tarzini gormeden bazi seyleri anlamak da zor. o yuzden kisaca anlatayim. Bir ev icin en onemli seylerden birisi cimlerinin duzgun kesilmesi ve yesil olmasi ve bahcesinin guzel ve duzenli olmasidir. Coplerin birikmemis olmasi ve evin bakimli olmasi da onemlidir. Her mahallenin sakinleri orada ev sahibi veya kiraci bir insani isterlerse toplu karar alarak uzaklastirabilirler. Sonucta bir evin nasil oldugu veya bahcesi mahalledeki diger evlerin de fiyatini etkiledigi icin uzerinize onemli bir sorumluluk dusuyor. Mahalle toplantilarina insanlar katiliyor ve daha guzel bir ortam nasil olustururuz diye birseyler yapmaya calisiyorlar. Almanya da ise ev sahibi olmanin etkisinin daha az oldugunu gosteriyorlar. Tabiiki sosyal sermayi (social capital) arttiran ev sahipliginin, dezavantajlarini da gozonune almak gerekiyor. Ilerde bu konuda bazi calismalarim olacak, ozellikle de ev sahibi insanlarin yasadiklari cevre kotuyse, ornegin hava kirliligi, gurultu gibi, insani kotu yonde de etkileyebilir. Sonuc olarak ulkemizde son yillarda oldukca basarili bir sekilde yurutulen ev sahibi yapma projelerinin onemli oldugunu dusunuyorum. Makaleden de gorulecegibi gibi ev sahibi yapmak insanlari iyi birer vatandas olmaya tesvik ediyor ama diger yandan da evleri guzel temiz ve saglikli yesil yerlere yapmaya ozen gosterilmesi gerektigini dusunuyorum.

Not: Makalenin ingilizcesine burdan ulasabilirsiniz: http://www.law.uchicago.edu/Lawecon/WkngPprs_51-75/54.Glaeser.Home.pdf
Devamını okumak için tıklayınız...

10 Şubat 2009 Salı

Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik

Fransız devriminin üç ilkesi: Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik, işbirlikçi mikroekonominin üç yapı taşını özetler. Bu yazı dizisinde işbirlikçi mikroekonominin bu üç temel prensibini sizlerle paylaşacağım. İşbirlikçi mikroekonomi, bireysel tercihleri toplayarak toplumsal tercih oluşturabilmeyi amaçlar. İktisat literatürüne kazandırdığı araçlarla, seçim sistemleri, takas ekonomisi, maliyet ve çıktı paylaşımı, eşleştirme, açık artırma ve adil taksim gibi problemlerin anlaşılması ve çözülmesine yardımcı olur.

Bu üç modu anlatmaya geçmeden önce bu yazı dizisinde kullanacağım bazı ekonomik terimleri açıklayacağım. i) Ekonomik verimlilik (Pareto optimalite) ekonomik teoride en önemli normatif argümandır. Ekonomik verimli sonuçta herkesin üzerinde ittifak ederek tercih edebileceği daha iyi bir sonuç yoktur. Yani bir sonuç ekonomik verimli değilse herkes için daha iyi bir sonuca gidilebilir. Bu ise kaynakların verimli kullanılmamasını işaret eder. ii) Çekirdek ise hiç bir koalisyon tarafından bloke edilemeyen sonuçların kümesini verir. Bu ekonomik verimlilikten daha kuvvetli bir kavramdır. Çünkü çekirdekteki bir sonuç bütün bireyler tarafından bloke edilemediğinden aynı zamanda ekonomik verimli bir sonuçtur. iii) Nash dengesi, işbirliğinin olmadığı durumlarda bireylerin stratejik etkileşimlerini açıklar. Bir oyunun Nash dengesinde bütün bireylerin eylemleri diğer bireylerin eylemleri gözetildiğinde yapılacak en iyi eylemdir. Yani bir oyun Nash dengesine ulaştığında hiç bir birey kendi eylemini tek başına değiştirmek istemez.

Özgürlük modu iktisatta adem-i merkeziyeti (bölünmüşlüğü) temsil eder. Rekabetçi piyasa buna güzel bir örnektir. Her birey marketten aldığı fiyat gibi sinyalleri değerlendirerek kendisi için en iyi stratejiyi belirler. Adam Smith’in meşhur “Görünmez El”i devreye girerek arz ve talebin birbirine eşit olduğu ekonomik verimli (aynı zamanda çekirdekte) rekabetçi dengeyi verir. Fakat, özgürlük modu her zaman böyle güzel sonuçlar vermeyebilir. Mesela “Mahkumlar Açmazı” gibi oyunlarda Nash dengesi ekonomik verimli değildir.

Eşitlik modu, bireylerin karar verme yetkilerini bir arabulucuya devredip, bu arabulucunun da normatif prensipler ışığında herkes için adil bir karar vermesini anlatır. Arabulucunun kararı ise adalet aksiyomları ile şekillenir. Ünlü filozof Aristo’nun “Maxim” adlı eserindeki “Eşitlere eşit davranılmalı, farklılar ise farklılıklarına göre değerlendirmelidir.” sözünden hareketle iktisatçılar adil taksim için normatif aksiyomlar geliştirirler.

Kardeşlik modu, iktisatta “doğrudan anlaşma” yolunu temsil eder. Bu ise bireylerin yüzyüze konuşarak pazarlık yapmasını ifade eder. Ronald Coase 1991 yılında kendisine Nobel kazandıran “Sosyal Maliyet Problemi” isimli makalesinde yüzyüze yapılan pazarlığın, işlem maliyetinin olmadığı durumlarda mülkiyet hakkından bağımsız olarak ekonomik verimli sonuç vereceğini belirtir.

Gelecek yazılarımda bu üç prensibi örneklerle açıklayıp, birbirleriyle olan ilişkilerine değineceğim. En son olarak bu üç prensibin birlikte sağlandığı basit örnekler vererek yazı dizimi noktalayacağım.

Devamını okumak için tıklayınız...

2008 Ekonomig Ödülleri Başlıyor

EkonomiG.com Türkiye'nin ilk ekonomi ödüllerini veriyor!

İşte ödül kategorileri:

  • 2008 En İyi EkonomiG Yazarı Ödülü
  • 2008 En İyi Köşe Yazarı Ödülü
  • 2008 En İyi Ekonomist Ödülü
  • 2008 En İyi Ekonomi Profesörü Ödülü
  • 2008 En İyi EkonomiG Yorumu Ödülü

Ve şartlar:
  1. Sadece EkonomiG yazarları bu ödüllere aday gösterebilirler
  2. Sitemizdeki halka açık oylama sonucunda ödül verilecektir.
  3. Bir ödülü aynı kişi iki defa alamaz. Sayısız kere aday gösterilebilir.
  4. Aynı sayıda oy alınması durumunda EkonomiG editörü tercihte bulunacaktır. Editör isterse EkonomiG yazar kadrosunda özel bir oylama gerçekleştirecektir.
  5. Bir ödülü aynı anda sadece bir kişi alabilir.

Çok yakında ilk ödül anketimiz başlıyor! Bizi izlemeye devam edin!


Devamını okumak için tıklayınız...

8 Şubat 2009 Pazar

Google ve Tercüme

Google kısa bir süre önce Türkçe'nin de dahil olduğu bir avuç dili artık tüm dünya tarafından anlaşılır kılacak önemli bir çeviri hizmeti başlattı, tabi bu noktada bu hizmetin ücretsiz olduğunun da altını çizmek gerekiyor.

Bu hizmet önemsiz görünse de aslında bana kalırsa çok önemli değişikliklere meydan hazırlayacaktır. Nitekim daha düne kadar ülkeler arası bilgiler şuradan buradan, Paris'ten veya Washington'dan aktarma yapıp bize ulasırdı, CNN yazmasa biz Jakarta'dan nasıl haber alırdık ki? Ama artık öyle degil; bizim meraklı Vietnamlı duymuş hadiseyi Davos'da olay cıkmış diye, girmiş bir Türkçe sayfaya, resmin altındaki metni kopyalayıp yapıştırmış, görmüş ki BBC'nin eşzamanlı olmayan tercümanın anlattığı gibi değil, işler ciddi. Hatta meseleyi bir adım daha öteye, dil öğrenmek bir araç mi yoksa bir amaç mi ya götürebiliriz. Şayet bir araç olarak düşünecek olursak, lisede aldığımız seçmeli Almanca'yı kaldırıp, bu hizmetin nasıl kullanılacağını öğretmek belki daha faydalı olabilir? Daha faydali mı değil mi bilmem ama daha kolay olduğu ayan beyan ortada. Kolaylık demişken insan düşünmeden de edemiyor acaba google insanı aptallaştıyormuş diyenler doğru mu söylüyor?
Devamını okumak için tıklayınız...

7 Şubat 2009 Cumartesi

Proje Secimi: Zekice dizayn edilmis bir ihale - 2

Daginik halde bulunan bilgi, sezgi ve kanaatlerin etkin bir sekilde toplanip degerlendirilebilmesi icin zekice dizayn edilmis bir ihale (piyasa/borsa) den bahsediyorduk. Devam edelim.

Farz edelim soz konusu olan iki proje var: A projesi ve B projesi; ve bu ikisinden sadece birisi son urun olmak uzere gelistirilecek. Bu durumdu su adimlar takip edilir.

1- Karar gununden belli bir sure once, her iki proje icin yeni bir tahvil cikarilir.
- Tahvil A: A projesi gelistirilmek uzere secilir ve piyasada tutulursa 100TL verecek ama aksi takdirde bir degeri olmayacak
- Tahvil B: B projesi secilir ve piyasada tutulursa 100TL verecek ama aksi takdirde bir degeri olmayacak.
2- Kismi bilgilerini, tahminlerini, onsezilerini vs. toplamak istedigimiz calisanlara her iki tahvilden de birer tane bedava dagitilir.
3- Bu calisanlarin, tahvillerini kendi aralarinda alip satabilmeleri icin sanal bir platform olusturulur. Siz bu platforma borsa da diyebilirsiniz.
4- Son olarak, kurdugumuz bu borsada, her iki tahvilin fiyati takip edilir.


A tahvili borsada x TLden islem goruyorsa A projesi (secilmesi halinde) yuzde x ihtimalle piyasada husnu kabul gorecek demektir. Bu tahvilin fiyati tahvil islemde oldugu sure boyunca calisanlarin olumlu veya olumsuz kanaatlerini yansitacaktir.

Bu ihalenin dizaynindaki ana hatlari yukaridaki dort madde ile ozetlemis oldum ve ayrintilarina girmedim. Ama ihalemizin istedigimiz ve bekledigimiz performansi sergileyebilmesi icin ayrintilarina cok dikkat edilmesi gerektigini de burada hatirlatmis olayim.

Yukarida degindigim ihale dizayni aslinda cok degisik alanlarda uygulanmis ve diger bilgi degerlendirme metodlarina ve uzman tahminlerine gore daha iyi performans sergiledigi tescil edilmistir. Bu konuda daha ayrintili bilgi edinmek isteyenler Tahmin piyasasi (prediction markets), bilgi piyasasi (information market), bilgi derleme piyasasi (information aggregation markets) anahtar kelimelerini kullanarak arastirmalarina baslayabilirler.

Son olarak sunu da belirteyim. ABD'de bu tur ihale uygulamalari sirketlerin kendi icerisinde sikca uygulaniyor olsa da, kamuya acik olarak boyle ihaleler tertip edilemiyor. Kumar vs. gibi talih oyunlarini duzenleyen kanunlari ihlal ettigi icin. Egitim amacli olarak Iowa Universitesi bunyesinde kurulan 'Iowa Electronics Market' ozel izne tabi.

Devamını okumak için tıklayınız...

5 Şubat 2009 Perşembe

Proje Secimi: Zekice dizayn edilmis bir ihale - 1

Google veya Microsoft gibi sirketler piyasadaki devamliliklarini ar-ge birimlerine cok ciddi butceler ayirmadan surduremezler. Bu butcenin bir kismi fikir ve projeleri 'arastirmak' icin harcanirken, kalan kismi da bu projeler arasinda gelecek vaad edenleri tespit edip son urun haline gelene kadar 'gelistirmek' icin kullanilir.

Peki hangi projelerin gelistirilecegine ve hangilerinin elenecegine (veya bekletilecegine) kim nasil karar vermeli? Sirket icin belki de hayati oneme sahip olan bu tercih hakki ve sorumlulugu sadece bir CEO'ya veya yonetim kuruluna birakilabilir mi?

Bu soruya cevap vermek icin once su soru sorulmali. Saglikli bir karar vermesi gereken kisi (veya heyet) nelere sahip olmali? Inceledigimiz problem ozelinde belki de en one cikan su ikisidir:

1 - Piyasa hakkinda fikir ve ongoru
2 - Rakip sirketlerin uzerinde calistigi projeleri ve onlarin basarili olup olmayacagi hakkinda dogru bilgi ve saglam kanaat

Ozellikle ikinci sarta dikkatinizi cekmek ve Silikon Vadisindeki arastirmacilarin sik sik is degistirdiklerini ve dama tasi gibi bir o sirkete bir otekine gectiklerini belirtmek istiyorum.

Butun bu hususlari goz onunde bulundurunca su sonuca variriz:

Sirket icin hayati oneme sahip olan 'proje tercihi'ni dogru yapabilmek icin gerekli olan saglikli bilgi tek bir kisi (CEOyu kastediyorum) veya kucuk bir heyette (yonetim kurulu) toplanmiyor. Aksine, bu bilginin ve kanaatin azimsanamayacak ve kucumsenemeyecek bir kismi, sirketin dama tasi gibi ziplayan ar-ge calisanlarinda ve daginik vaziyette bulunmaktadir.

Alinacak kararin isabetli olabilmesi daginik halde bulunan iste bu bu kanaat ve bilgilerin bir araya getirilmesine baglidir.

Peki bu bilgi ve kanaatler nasil toplanacak ve derlenecek? Karar verecek olan kisiye/heyete nasil sunulacak?

Akla ilk gelen metod, calisanlarla tek tek gorusmek. Baska bir metod ise anket yapmak. Ancak saydigim bu iki metodun uygulanmasi zaman ve is gucu gerektirmektedir. Ornegin, ankete katilmasi gerekenler ankete gereken onemi vermeyebilir. Onlara bu anketin sirket icin neden onemli oldugunun anlatilmasi gerekecektir.

(Devam edecek...)

Devamını okumak için tıklayınız...