03 Aralık 2009 Perşembe

Türkiye'nin Kredi Notu Yükseldi

Dün sabah güne güzel bir haberle başladık. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu 2 derece birden yükselterek 'BB+' olarak değiştirdi. Kuruluş aynı zamanda uzun vadeli TL cinsi notunu da 'BB'den 'BB+'ya yükseltti. Fitch'in kararını son derece gecikmiş buluyorum, fakat gecikmiş de olsa gizlenmesi zor gerçeği nihayet görebilmeleri guzel. Diger uluslararasi kredi derecelendirme kuruluşlari da önümüzdeki günlerde benzer kararlar alacaklardır. Kararı gecikmis bulmamı bazı istatistikler vererek kısaca açıklamaya çalışayım:

Kamu borcunun gayrı safi milli hasılaya oranı:
A.B.D. : % 97,
İngiltere : % 72,
Almanya : % 86,
Fransa : % 80,
Türkiye : % 50,

Bu son global kriz, bizim krizimiz olmadığı için gelişmiş ülkeler batmakta olan bankalarını kurtarma operasyonları dolayısıyla ciddi borçlanma yaparken, Türkiye böyle bir maliyetle karşılaşmadı. Gelişmiş ülkelerin güçlü ve oturmuş ekonomik altyapiları daha yüksek miktarda borç stokunu kaldırmaya elverişli olduğu için yukarıdaki yüksek borç rakamları hemen ciddi bir kamu borcu krizini tetiklemiyor. Ekonomilerine duyulan güven dolayısıyla borcu daha kolay şekilde ve daha düşük maliyetle çevirebiliyorlar. Zira Türkiye için borcun milli gelire orani %80'leri geçer hele hele de %90'ları bulursa 1994 ve 2001 krizlerinde yaptığımız gibi IMF ile anlaçmaktan baçka hiçbir çare kalmaz. O halde kendi klasmanımızdaki ülkelere bir gz atalim.

Yunanistan : % 135,
Italya : % 121,
Ispanya : % 60,
Brezilya : % 64,
Turkiye : % 50,

Bu listeyi Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Letonya, Litvanya, Estonya gibi ulkelerle sisirmeyecegim. Bu ulkelerin hali nice olacak acikcasi cok merak ediyorum. Yunanistan da dahil olmak uzere saydigim dogu Avrupa ulkelerinin hala ayakta durabiliyor olmalarinin tek nedeni var. AB uyesi olmalari ve Almanya Fransa gibi AB nin lokomotifi konumundaki ulkelerin olasi bir borc krizi durumunda bu ulkelere yardim eli uzatacagina olan guven. Turkiye'nin arkasinda boyle bir guvence olmamasina ragmen bugun itibariyle Yunanistan'in hazine tahvilleri icin yapilacak sigortanin primleri Turkiye'nin uzerine cikmis durumda (Konuya hakim okuyucular icin, Credit Default Swap spread'den bahsediyorum). Yani Turkiye'nin aldigi borclari geri odeyecegine olan guven, Yunanistan'a gore daha yuksek. Turkiye bunu uzerinde AB uyeligi zirhi olmadan basariyor.

Kamu butce aciklarinin milli gelire oranlarina bakarsak yukaridaki tabloya benzer bir tablo ortaya cikiyor. Lafi uzatmayacagim. Gunes balcikla sivanamayacagi icin kredi derecelendirme kuruluslari bu karari daha fazla suruncemede birakamazlardi. Turkiye bizce daha fazlasini hakettigi bir not artisini siyasi belirsizlikler (darbe soylentileri, kapatma davasi vs.) ve uluslararasi onyargilar nedeniyle gecikmis olarak elde etti.

Ekonomi yonetimimize basarilarinin devamini diliyorum. Turkiye'nin borc sorunu yasamayacagina guvenim tam fakat kanaati acizanemce diger ulkelerde meydana gelebilecek borc krizlerinin Turkiye'de meydana getirebilecegi ikincil etkiler uzerinde yogun calismalar yapilmasi gerektigini dusunuyorum.

4 yorum var, yorum okumak-yazmak için tıkla:

Adsız dedi ki...

ekonomi yonetimine basarilarinin devamini diliyorum demek biraz hakedilmemis bir ovgu olmadimi?Turk bankacilik sisteminin bu sekile olmasini su an hukumetle baglastirmak biraz haksizlik,kemal dervis zamaninda yapilan duzenlemeler ve reformlari gormemezlik olmus,bankacilik alaninda ,kamu borclarinin asagiya cekilmesinde yapilan duzenlemelr kemal dervis zamaninda yapildi.bu hukumete kalsa merkez bankasini hukumete baglayacak.birde ekonomide tek olcut dis borc degilki?fitch in not artirimi dogru olabilir ama hukumeti iyi ekonomi yonetiminden dolayi kutlamak biraz asiri gitmis.issizlikden hic bahseetmeyelim...

Ibrahim Ergen dedi ki...

Ortada tam 7 yildir ekonomi direksiyonunun basinda duran bir yonetim varken basariyi illaki 8 yil onceki bir supermane atfetmek de bana dogrusu cok garip gorunuyor. 2002 yilinda borcun milli gelire orani %93 iken su an %50. Dervis mi basarmis yani bunu? Bankacilik duzenleme denetleme ile ilgili sayin Dervisin cikardigi takdir ettigimiz bir cok kanun var ama 2002 den beri bunlara bir cok yenileri eklendi. Ayrica kanun cikarmmakla olmuyor bu isler. Yurutmesini basariyla yapacak bir ekonomi yonetimi gerekiyor. 7 yildir bankacilik sektorunu gerek hukumet gerek BDDK gibi onemli kuruluslarimiz basariyla denetlemistir. Merkez bankamizin basarili kriz yonetimini zaten bircok yazimiza konu ettik. Butun olumlu isaretleri 8 yil onceki supermane ve ozerk kurullara atfedip issizlik gibi olumsuz rakamlarda hukumeti tek basina sorumlu tutmak olsa olsa ideolojik hamaseti gosterir. Issizlik rakamlarina gelince, dunya 2. dunya savasindan sonra gordugu en buyuk ekonomik buhrandan geciyor. son bir yil icinde borclarini odeyemez duruma geldikleri icin tam 18 ulke IMF in kapisina dayanmis. bunlarin icinde macaristan, bulgaristan, romanya, litvanya, letonya gibi AB uyesi ulkeler de bulunuyor. Yunanistan dusmek uzere, italyanin durumu vahim. Boyle bir ortamda Turkiye inanilmaz bir direnc gosteriyor, ve birileri issizligin yuksekliginden sikayet ediyor. Amerika gibi is ureten bir makina hukmundeki bir ekonomide 8 milyon kisi isini kaybetmis. 4 milyon ailenin evi haczedilmis (evine haciz gitmis degil, evi haczedilmis) Turkiye'den ne bekliyordunuz. Boyle zamanlarda basari olcusu mutlak rakamlar degil oranlardir. Turkiye bu krizi en basarili sekilde yonetmis ulkeler arasindadir. ve nokta.

Adsız dedi ki...

Bence olumlu makroekonomik sonuclara bakip genellemeler yapmak cok yanlis. Her ne kadar memleketimde uretim artisi ve buyume gerceklesse de gelir dagilimi ne alemde bir de ona bakmakta fayda var. Kamuda calisan kardesimden biliyorum, reaya cok da memnun degil durumundan. Meshur Kuznet egrisininin de ifade ettigi uzere memleket gelismekte ama gelir dagilimi da bir o kadar bozulmakta. Paul Krugman'in meshur bir sozu var. Bir kahvede (Turkiye'ye uygun ceviri yapalim) oturan bir kac sefil vatandasin ortalama geliri kapidan iceriye giren Rahmi Koc sayesinde birden firlar, ahalinin makroekonomik gostergelere gore cok memnun olmasi lazimdir, cunku ortalama gelir artmistir, ama o kahvede oturan benim memur kardesime sorarsan onun mutsuzlugu bir kat daha artmistir. Dolayisiyla Kasimpasali guzel seyler yapmis, mahallenin pastasini iyice sisirmis amma pastadan kim ne kadar yiyiyor bir de ona bakmakta fayda var.

Ibrahim Ergen dedi ki...

Bu konuda 2002-2005 yillari arasinda saglanan basarinin surdurulemedigi bir gercek. Gelir dagiliminda adaletsizligi olcen gini katsayisi 2002 yılından itibaren dusme egilimine giriyor. TUIK rakamlarina gore 2002 yilinda 0.44 olan Gini katsayısı, 2003 yılında 0.42, 2004 yılında 0.40 ve 2005 yılında ise 0.38 olarak bulunmuş. 2007 yili birlesmis milletler rakamlarina gore ise tekrar yukselise gecerek 0.43 e cikmis. Bu rakam da hala 2002 seviyesinin altinda. Kimsenin hele de Kasimpasalinin avukati falan degilim ama dogru bildigimi de cekinmeden soylerim. Nane degil rakam okuyorum burda. Bununla birlikte son yillarda bir kotu gidis oldugu da ortada. Hem madem AB icin aday ulkeyiz, hedefimiz AB deki gibi %30-35 bandi olmali. Bu konuda Amerika'ya ozenmek sosyal felaket getirir (%45 gini katsayisi, walmart'in buyuk ortaklari Walton ailesinin serveti alt katmandaki 100 milyon Amerikalinin servetine es.)

Yorum Gönder

Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.
Sorularınız veya eklemek istedikleriniz için lütfen çekinmeyiniz. Kimliğinizi saklı tutmak için "Anonim" olarak yorumlayabilirsiniz.

Editor'e email atmak isterseniz: editor@ekonomig.com. Yazarlarımıza yazmak isterseniz adının ilk harfi ile soyadının tamamını @ekonomig.com ile birleştirip ulaşabilirsiniz. Örneğin onal@ekonomig.com

Tekrar teşekkürler.
Ekonomig.com