
Şimdi de bir önceki yazımda bahsettiğim SWAP planının (conservatorship) teknik yanlarını inceleyeceğim. Batan bankaya nasıl müdahale edilmeli? Bu konu ABD'de hergün o kadar konuşuluyor ki Türkiye'deki okuyucularımız için de bilgilendirmek sadedinde olabilir diye düşünüyorum. Zira Türkiye bu krizi bankacılık sektörü açısından çok iyi geçiriyor şu ana kadar. Hiç Türk bankası da batmadı. Ama bu durumun sürekli böyle gideceği anlamına gelmez. İleride bir bankamız likidite problemi veya daha da kötüsü bir "solvency" problemni yaşadığında bankacılık denetlemeden sorumlu otoritelerin yerinde adımları cesurca atabilmeleri gerekli olduğu da muhakkaktır.
Bu yazıda banka bilançoları üzerinden anlatım yapacağım. Konuya merakı olanlar ve finans öğrencileri için iyi bir alıştırma olabilir diye düşünüyorum.
Bilançosu aşağıdaki örnekteki gibi olan bir banka tasavvur edelim, düşünelim.

Bankanın sermaye yapısı incelendiğinde "deposits" olarak adlandırdığımız mevduatın önemli bir yekun tuttuğu (%70) aşikar. Varsayalım ki kötü giden resesif ekonomide bankanın verdiği takipteki borçlardan (loans) 5 dolarlık bir kısmı elinde kalsın (non-performing loans). Böyle bir durumda bilanço defterlerini yeniden düzenleyen bankanın yeni görünümü doğal olarak şöyle aşağıdaki gibi gerçekleşir:

Burada özkaynak sermayeye (equity capital) dikkat edelim. Banka sarsıldı ama yeterince sermaye bulundurduğu için bu şoku atlatabildi. Halen ödemekle mükellef olduğu ve oklarla şekilde solda gösterilen faiz ödemelerini yapmaya gücü var. Şimdi şoku biraz artırmış olalım. Resesyon devam etmekte olsun. Bankanın eskisine ilaveten 10 dolarlık daha "loan"u (verilen borçları) "non-perform" etsin, yani değişik şekillerde kredi vs. olarak firmalara ve hanehalklarına verilen borçlar geri tahsil edilemesin. Banka bunları bilançosundan temizlemelidir (write-off). Aynen aşağıdaki yeni bilançoda olduğu gibi:

Tabi böyle bir bilançosu olan banka iflas etmiş sayılır! Devlet bu iflasın olmasını istemiyorsa bir şekilde bankanın borçlarını ödeyebilmesi için bankaya para enjekte etmelidir. Aşağıdaki şekilde, geçici bir süreliğine bile olsa, 15 dolar enjekte edilerek bankanın borçları ödenir:

Peki bu para enjekte etme uygulamasının alternatifi ne olabilir? İşte şimdi kendi bir önceki yazımızdaki plana dönelim. Bankanın (mevduat olmayan) borçları bir şekilde devlet eli ile hisseye çevrilebilir. (Mevduatlara gelince onlar da banka icin bir nevi borc ama bildiginiz gibi devlet guvencesinde oldugu icin onlari takasla hisseye ceviremeyiz.) Bankaya para veren yatırımcılar zaten paralarının riskli bir yatırımda olduğunu ilk baştan beri biliyorlardı. Takas öncesini bir kez daha verelim:

Bu da takas sonrası.

Bir düşünelim lütfen. Citibank'in 2 trilyon dolarlık varlıklarını ne kadar sermaye enjekte ederek ayakta tutmaya devam edebilirsiniz ki? Bunun yerine bankanın eldeki 400 milyar dolarlık yatırımcıya olan borçları hisse senedine dönüştürülebilir. Hem birçok faiz ödemesi yapılmasından kurtulunmuş olunur, hem de bankaya demin de bahsettiğimiz gibi sermaye biriktirilmiş olunur.
Bu yazı da böyle garip bir şey olmuş oldu. Geniş bir okuyucuya hitap edemediğimi tahmin ediyorum bu kez :) Bu da böyle olsun. Bir sonraki yazım "bankacılık niye gerekli" üzerine olucak.
5 yorum var, yorum okumak-yazmak için tıkla:
Osman hocam cok temiz anlatmissin. Ama tabiki en azindan giris seviyesinde de olsa bir muhasebe bilmek gerekli. Dikkat cekmek istedigim iki husus var. Birincisi yukarida anlatilan alternatif kurtarma mekanizmasinda (equity-for-debt-swap) her 1 dolarlik swap ile aslinda 2 dolarlik ek sermaye olusturulmakta ki bu harika bir sey. Cunku 1 dolarlik borc hisse'ye cevrildigi zaman hem borc 1 dolar azaliyor hem de sermaye 1 dolar artiyor. Bankalarin bu sekilde kurtarilmasi kesinlikle daha gercekci, daha kolay ve daha adil (Zaten sorun da adil olmasinda). Bankalari bugune kadar fonlayan ensesi kalin arkadaslar aldiklarin riskin geregi olan bedelini odemeye yanasmiyorlar ve bu bedeli vatandasa odetmek icin gereken tum lobicilik islemini yapiyorlar. Ikinci husus verdiginiz ornekte 20 dolarlik borcun tamami hisse'ye cevrilmis. Citi group un da 400 milyon dolarlik borcuna ayni yontemin uygulanabilecegini soylemissiniz. Aslinda borcun tamaminin hisse'ye donusturulmesine gerek yok bile. Bankanin durumuna gore yapilabilir bu. Mesela sizin orneginizde 20 dolarlik borcun 10 dolari hisse'ye cevrildigi anda banaka batmaktan kurtulur. Geri kalan 10 dolar yine borc olarak kalabilir. Dolayisiyla bu cozumle alacakli boynu kalin arkadaslar aslinda herseylerini kaybetmiyorlar. bir kisim alacaklarini kaybediyorlar. Onun yerine de bankaya hissedar oluyorlar. Ama maalesef kendileri azicik kaybetmektense tum yuku vatandasa yikmaya cok daha arzululular. Obama da fos mu cikti dersin?
Ibrahim, tesvik edici ve tamamlayici yorumun icin tesekkurler. Hazine bakani Geithner niye bu plani uygulamaya sokmuyor ile ilgili, kafama takilan ve atladigim bir-iki husus var aslinda. Mesela bir tanesi: Conservatorship deyince ABD'de insanlarin tuyleri diken diken oluyor. Kamulastirma (Nationalization) gibi anlasiliyor ki, ABD gibi kapitalizmin Mekke'si olan bir ulkede bu buyuk bir sey. Yani kabul edilemez. Hani Obama ikinci devre baskanliginda oturuyor olsa belki :) Neyse bu da baska bir yazi konusu olucak genislikte. Gerekli degisiklikler ile ilgili "political will" niye eksik? Bence guzel bir yazi olur :)
İyi günler,
Her 2 yazı ve İbrahim bey'in yorumu oldukça açıklayıcı.Örneğinizle ilgili bir sorum olacak,bilançodaki securitieslerin içinde aset back securities ler var ve bunların şu anda bir fiyatı yok(aslında var 0)ve bilançoda maliyet değeri ile kayıtlı yani fair value ile taşınmıyor bu durumda kredi write off larının yanı sıra değer düşüklüğü karşılkları içiinde eqity de (değer düşüklüğü karşılığı) zarar yazmak lazım değil mi ayrıca bu zarar equity ye gideceği için ki bu rakkam için 2 tilyon dolar la 4,1 trilyon dolar arsında olduğu söyleniyor bu durumda bankalar zaten batmış durumda olduklarından kreditörler bu swap işlemine yanaşmıyorlar diye düşünüyorum ayrıca borç verenlerin alacaklarını ,hisse senedine çevirilmesine sıcak bakmamalarının bir diğer sebebi iflas halinde ,tasfiyeden ilk olarak borç verenler paylarını alırken ,hissedarlar en son sırada yer alır belki bu hakkı kaybetmemek ve fed'in vermiş olduğu pasifleri karşılma güvencesi olduğu için kreditörler swap işlemine sıcak bakmadıklarını düşünüyorum .Ayrıca kreditörlerin swap işlemine yanaşmamasının bir sebebide sistemin tıkanmaması için fed'in bu büyüklükteki finanasal kurumların batmasına izin vermiyeceği açıklamasıdır (citi bank için yaptığı açıklama gibi).İlk yazınızdaki bu borçların veya oluşan zararıların vergi verenlerin sırtına yüklenmemesi konusunda haklı olmakla beraber eğer bankalar batarsa mevdat sahiplerine ödeme devlet tarafından yapılacağı için yine vergi verenlere fatura çıkarılmış olacaktır ve zaten sisteme güven sarsılmışken birde iflas izni verilirse bu durum Lehman ın batışındaki gibi sistemik riske dönüşerek tüm kredi kanallarının kapanmasına ve ekonominin içinden çıkamıyacak bir hal almasına sebebiyet verecektir.
Fenerbahce
Fenerbahceli Adsiz arkadasin sorularina ben cevap vermek istiyorum: Evet aynen soyledigin gibi hocam eger asset backed security'ler dusundukleri fiyattan satilamazsa o zaman zaten bunlar batik demek. Osman hocam verdigi ornekte kredilerin bazilari batar ve geri donmezse bankanin equity'sini kaybedecegi ve batacagini anlatmis. Fenerbahceli adsiz arkadas da diyor ki ona bile gerek yok. Toxic assetleri degersiz sayarsak bunlar da equity'yi dusururlerki bankalar zaten batmis demektir. Su an Osman hocamin verdigi ornekteki tehlike de adsiz arkadasin ornegindeki tehlike de gecerliligini koruyor. Kisacasi bankacilik sisteminin derdi bir tane iki tane degil bin tane. Anyway, diger sorulara gecelim. Adsiz arkadas, bankalarin creditorlarinin equity-for-debt swap cozumunu neden istemeyeceklerine dair bazi sebepler siralamis. Bunlarin hepsi creditor acisindan bakinca gecerli nedenler. Elbette herkes yatirimini kaybetmek istemez. Bono her zaman hisseye tercih edilir. Benim elimde 100 m dollar citi bonosu olsa ben de kabul etmem bu swap fikrini. Burda orta yolu bulmasi gereken regulatorler. Madem boyle bir kriz oldu herkes fedakarlik etmeli. Hele hele bu bankalarin durumunu gore gore borc verenler kesinlikle bunun bedelini odemeli.
İbrahim beye konuyla ilgili cevabı için teşekkür ederim.Fakat ben kreditörlerle ilgili kısma pek katılamıyorum çünkü borç verenlerin bir kısmının bu securities ler için cds aldıklarını düşünürseniz,iflas halinde , kreditörler paralarını sigorta şirketlerinden talep edecekler ve bu durumda sigorta şirketleri ya batacak ya da yükümlülüklerini devlet karşılayacaktır. (lose lose durumu ayrıca olaylarda büyük payı olan rating şirketlerine açılacak davalar da işin bir diğer boyutunu oluşturacaktır çünkü borçların bir kısmı bu şirketlerin ratinglerine göre verilmiştir). AIG için yükümlülükleri karşılama yolunu şeçerek batırmıyacağını söyledi ve devletleştirdi eğer karşılamazsa yine sistemik riske dönecek ve hane halkı bunun bedeline katlanacaktır (işsizlik ,vergi artışları ve diğer kamusal hizmetler ve alt yapı yatırımlarında azalmalar gibi).Sonuç olarak liberal ekonominin kalesi olan ABD de çarklar artık eskisi gibi dönmüyor o yüzden çarkın normal işlemesini bozan fed hariç (iflaslara izin vermeyerek) kimde elini taşın altına sokmuyor.
Fenerbahce
Yorum Gönder
Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.
Sorularınız veya eklemek istedikleriniz için lütfen çekinmeyiniz. Kimliğinizi saklı tutmak için "Anonim" olarak yorumlayabilirsiniz.
Editor'e email atmak isterseniz: editor@ekonomig.com. Yazarlarımıza yazmak isterseniz adının ilk harfi ile soyadının tamamını @ekonomig.com ile birleştirip ulaşabilirsiniz. Örneğin onal@ekonomig.com
Tekrar teşekkürler.
Ekonomig.com