
Son birkaç yazımda (global) politik ve ekonomik "oyun"un kurallarının değişeceğini ve "Yeni bir dünya" düzenine yelken açılacağını belirtmiştim. Bu Yeni Dünya'da, Neewsweek International'ın editörü olan Fareed Zekeriya'nın son kitabı "The Post-American world"da da belirttiği gibi, ABD kafasına göre hareket edemiyecek ve "yaptım, oldu" şeklindeki tavırları tarihe karışıcak. Bunun yerine ABD, oyunun gidişine etki eden oyunculardan sadece biri olucak. (Elbet oldukça etkili bir oyuncu olucak. Ama tek başına oyunun gidişini belirleyemiyecek!) Peki yeni oyuncular kimler mi olucak? Çin ve Hindistan'ın yanı sıra Brezilya, Güney Afrika, ve elbet Türkiye gibi artık gelişmiş ülkeler potasına yavaş yavaş giren ülkeler.
Tabi bu yazdıklarım fantazi senaryolar değil. Bilakis Londra'daki toplantının ardından çıkan tablo bize aynen bu resmi gösteriyor. Olayları yakından takip edebilenler için G-20 zirvesi ve sonuç bildirgeleri hiç de sürpriz olmadı elbet. Başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri ABD'nin teklif ettiği harcamaları artırma tavsiyelerine uymadılar. ABD tamam dedi. İkincisi finansal piyasalar daha sıkı denetime tabi tutulması gerektiği konusunda ABD köşeye sıkıştırıldı ve ikna edildi. Zaten başka çaresi de yoktu. Böylelikle hedge fonları, emeklilik fonları ve sigorta fonlarının yatırımları da devlet denetimine girmiş oldu. Bu finansal kurumların bundan böyle yüksek "leverage" kaldıraç borçlanması altına giremiyecekleri kesinleşmiş oldu. Hatta kredi derecelendirme kuruluşları da kafalarına göre not veremiyecekler. Onlar da denetlenicek. Yani denetleyicileri denetliyenler!
Her türlü borç, çek, veya para alma verme işine bulaşan finansal kuruluş -mevduat toplasın, toplamasın- böylece sıkı denetime tabi tutulucak. Banka denetimleri konusunda uzman olanlar için bu yeni iş imkanları demek. Örneğin IMF'in bütçesi nerdeyse 3'e katlanıyor. Önümüzdeki günlerde iş arayanlar bu uluslararası kuruluşun websitesini yakından takip etmeliler. Bu uluslararası denetlemeleri kolaylaştırmak için muhasebe standartları geliştirilecek.
"Bank of International Settlement" türü uluslararası bankacılık ve finansal denetim kuruluşlarının yetkileri artırılabilir. En azından üstlendikleri rolleri daha etkin bir ikna etme gücüne dönüşecektir muhakkak. Zaten IMF bünyesinde buna uygun olarak Finansal İstikrar Kurulu oluşturulmasına da karar kılındı bu yılki zirvede.
Daha fazla uzatmada son olarak da Türkiye, Brezilya ve G. Afrika gibi "Yeni Endüstri"lerini tamamlamış ülkelerin dünyanın problemlerinin çözümünde daha çok söz sahibi olacakları kaçınılmaz bir gerçektir.
Kendimizi küçümsemeyelim: Türkiye toplamda yıllık 937 milyar dolar GSMH ile dünya ülkeleri arasında 15. en büyük ekonomi olmuştur. Kişi başına düşen milli gelir yıllık 13 bin doların üzerine çıkmıştır ki bu 2002'den itibaren sürekli muazzam büyümüş olan bir ekonominin gelmiş olduğu son durumdur. Türkiye'nin avantajı insan potansiyelidir. Umalım ki kendi aramızdaki ideolojik ve kavramsal dünya bakış açısı farklılıklarımızı bir kenara koyup, ülkenin daha da ileriye gitmesine olanak sağlıyacak hepimiz el elele tutuşalım ve tekrar bir milli mücadele şuuru oluşturalım. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye'nin Dünya'nın en güçlü 10 ekonomisinden birisi olmaması için hiçbir neden yok. Kendimize yeter ki güvenelim ve birbirimizin kuyusunu kazmayalım. Demokratik kurumların çizdiği çerçevenin dışına taşmıyalım.
Kaynaklar:
1. Bloomberg
2. Youtube
3. The Globe and Mail.com
0 yorum var, yorum okumak-yazmak için tıkla:
Yorum Gönder
Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.
Sorularınız veya eklemek istedikleriniz için lütfen çekinmeyiniz. Kimliğinizi saklı tutmak için "Anonim" olarak yorumlayabilirsiniz.
Editor'e email atmak isterseniz: editor@ekonomig.com. Yazarlarımıza yazmak isterseniz adının ilk harfi ile soyadının tamamını @ekonomig.com ile birleştirip ulaşabilirsiniz. Örneğin onal@ekonomig.com
Tekrar teşekkürler.
Ekonomig.com