4 Nisan 2009 Cumartesi

IMF Global Finansal İstikrar Raporu - Ekim 2008


Dünya devletleri, ABD'de başlayan finansal krizin, global bir hüviyete bürünerek kendi piyasalarına nasıl sıçradığının şaşkınlığını yaşayadursunlar, geçtiğimiz hafta içinde Londra'daki G-20 zirvesinde alınan kararlar, dünyanın yakın siyasi ve iktisadi tarihi itibarı ile yeni bir döneme girmekte olduğunun da işaretini vermiş oldu.

Bu konuda yazıldı çizildi ve artık biliyoruz ki, en azından finans piyasalarında serbest pazar koşullarının etkinlik ve özellikle de istikrar adına eksik kaldığı ortaya çıktı. Sadece piyasa disiplini (İng. market discipline) üzerine hesap kitap yapmak işlemeyecek. Bundan sonra finans piyasaları daha fazla düzenlenip denetlenecek. Bu kesin. Uluslararası bankacılık denetleme kuruluşlarının yetkisi ve gücü artırılacak.


Bu kriz en azından finansal istikrarın ne kadar da önemli olduğunu bir kez daha anlamamızı sağladı. Sistemik riskin tehlikeleri artık kalıcı bir şekilde kafalara yerleşti. Çoğu ülkelerin Merkez Bankaları, kendi piyasaları için zaten "Finansal İstikrar Rapor"ları hazırlıyorlar. Bu raporlar üç aşağı beş yukarı benzerlikler içeriklere sahipler.

IMF'in yayınladığı "Global Finansal İstikrar Raporu" ise biraz daha genel bir gözlükle dünya ekonomisi ve pazarlarını konu ediniyor ve bu yönüyle çok önemli.

Bugun de bu IMF'in en son Ekim 2008'de çıkarttığı raporuna ve içeriğine biraz göz atalım istedim. Rapor 4 kısımdan oluşuyor ve bugünkü yazımızda, "Global Finansal İstikrarın Önündeki Risklerin Değerlendirilmesi" isimli ilk bölümü inceleyeceğiz.

Önümüzdeki yazılarımızda diğer raporun diğer bölümlerini de yakın mercek altına alacağız.

Raporun bu ilk bölümünündeki ilk üç şekil üzerinde yorum yapmak istiyorum.

1. şeklimiz "Global Finansal İstikrar Haritası" olarak adlandırılıyor. Bir örümcek ağını veya arı peteğini andıran bu altıgenin her bir köşesi istikrar ile ilgili bir parametreye karşılık geliyor. Her köşenin merkeze uzaklığı aynı ve 10 birim. Ortada (yani sağda ve solda) ve üstteki köşeler soldan sağa saat ibresi yönünde sırasıyla makroekonomik risk, gelişen ülkelerin piyasalarının riski, kredi riski, piyasa ve likidite riskine tekabül ediyor. Bu göstergeler için altıgenin merkezine yakın olmak ekonomik istikrarı ifade ediyor. Merkezden uzaklaşmak ise ekonomik istikrarsızlığı. Alttaki iki köşeye gelince: Soldakisi para ve finansal koşullar; ve sağdakisi ise risk tahammülü.

Nisan 2008 ile Ekim 2008 karşılaştırıldığında 6 aylık zaman zarfında ciddi miktarda bozulma ve gerileme göze çarpıyor. Açıklayalım. Makroekonomik risk 7'den 8'e çıkıyor. Gelişen ülke piyasaları riski 5'den 6'ya çıkıyor. Kredi riski 8'den 9'a çıkıyor. Piyasa ve likidite riski 7'den 9'a çıkıyor. Yani risk ile ilgili bütün ölçümler fırlamış! Öte taraftan para ve finansal koşullar merkeze yaklaşmış ve dolayısıyla sıkışıklaşmış: 5'den 4'e düşmüş. Yatırımcıların risk tahammülü de 3'ten 2'ye düşmüş. Yani 6 göstergemiz de gerileme içinde.


2. şeklimiz ise "Isı Haritası" olarak adlandırılıyor. 2004 ile 2006 yılları arası ile karşılaştırıldığında, Ocak 2007 ile Eylül 2008 arasındaki farklı varlık kalemi sınıflarında fiyatların, marjinlerin (spreads) ve toplam getirilerin düzeyi ve 1 aylık değişkenliği standart sapma cinsinden ölçülüyor. Yeşil renk 1'in altındaki standart sapmayı, turuncu 1 ile 4 arası ve kırmızı ise 4'ün üzerindeki standart sapmayı ve oynaklığı ifade ediyor. İpotekli konut kredilerine dayalı menkul kıymetler (mortgage backed security) MBS olarak kısaltılmıştır.

Dikkat edilirse eşik-altı konut kredileri piyasasında başlamış olan kriz ve finansal daralma geçtiğimiz 1 yılı aşkın zaman zarfında reel sektörün de etkisi ile dönüp tekrar finansal piyasaların görünüşte daha güçlü diğer mecralarını da etkilemeye başlamıştır. Isının yayılması örneğinde olduğu türden kriz de yavaş da olsa diğer finansal ürünlere ne yazık ki sıçramıştır.


Son olarak da oldukşa ilginç üçüncü şeklimiz var. Bunu çok seviyorum! Bir bankanın borç yükümlülüklerini yerine getirememesinin olasılığı yeşil renkli eğri olarak gösterilmiş. Turuncu eğri ise bir bankanın borcunu ödeyememesi durumunda bundan etkilenerek kaç bankanın daha borcunu ödiyemeyecek hale gelebileceğini gösteriyor. Bu da bize bankaların birbirleri ile oldukça yakından ilişkili varlıklar olduklarını gösteriyor. Örneğin bir X bankasının mali sıkıntı içine girmesi nedeni ile bu bankadan ayrı farklı bir Y bankasının müşterilerinin mevduatlarını çekmelerini ne ile izah edebiliriz?

Özellikle içinden geçmekte olduğumuz sıkıntılı günler bize sistemik riskin ölçümü meselesinin büyük önem taşıdığını bir kez daha gösterdi. Bu riskin ölçümü ve anlamlı bir şekilde karar vericilere aktarılması ile ilgili kullanılan finansal istikrar raporunun içeriği bu yönüyle çok önemli.

Şimdilik burada duralım. Yazımıza Salı günü devam edeceğiz.

0 yorum var, yorum okumak-yazmak için tıkla:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.
Sorularınız veya eklemek istedikleriniz için lütfen çekinmeyiniz. Kimliğinizi saklı tutmak için "Anonim" olarak yorumlayabilirsiniz.

Editor'e email atmak isterseniz: editor@ekonomig.com. Yazarlarımıza yazmak isterseniz adının ilk harfi ile soyadının tamamını @ekonomig.com ile birleştirip ulaşabilirsiniz. Örneğin onal@ekonomig.com

Tekrar teşekkürler.
Ekonomig.com