
ABD'de artık çok daha fazla kafadan bankaları, içlerine para enjekte ederek kurtarmayı bırakmak zamanının geldiği söylenir oldu. Özellikle RGE Monitor'ün de eş-başkanı Prof. Nouriel Roubini tarafından geçtiğimiz yıldan bu yana sıkça seslendirilen ve "bırakın büyük bankalar da küçük olanlar gibi batsın" olarak özetliyebileceğimiz söylem, ne Henry Paulson yönetimindeki geçmiş Amerikan Hazine yönetimini ne de henüz yeni Tim Geithner'ı ve ekibini ikna etmişe benzemiyor. Her ne kadar kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu ve yaşandığını tam olarak bilemesek de bu konu ile ilgili fikir yürütebilmek için dahi olmaya pek de gerek yok gibi görünüyor.
"Bankaları yeniden yapılandırma" planından bir iki hafta önce bahsetmiştim zaten. Bu yazıda bir iki ayrıntının içini dolduralım istiyorum. Bu yazımda bunu sözlü ifadelerle, bir sonraki yazımda ise teknik olarak gerçekleştirmeyi düşünüyorum.
Yeni teklif edilen özkaynakları güçlendirme planı kısaca şöyle özetlenebilir: Bankalar ihtiyaç duydukları sermayeyi (equity), kısaca bilançolarındaki yükümlülük ve borçların, sermayeye çevrilmesi (swap) ile elde edebilirler. Böylelikle banka kısa vadede gereken faiz ödemesi yerine, varlıklardaki olası kayıpları karşılamak üzere sermaye biriktirebilir. Bu durumdaki bilanço, bankayı mali yönden olası risklere karşı çok daha güçlü kılacaktır. Zaten düşünüldüğünde, batmanın eşiğinde olan bir şirket de, tipik olarak mahkeme ve hakim tarafından böyle bir muameleye tabi tutulur. İnsaflı olan çözüm de budur. Gerçekten de batmakta olan bir bankanın borç yükünü banka ile hiçbir direkt ilgisi olmayan vergi veren halk mı, yoksa bankayla yakın ilişki içerisinde olan ve borç vermiş yatırımcılar mı taşımalıdır? Cevap apaçık ortada. Halkın vergi parası ile bankayı kurtarmak kesinlikle etik ve adaletli değildir.
Burada önemli olan, yukarıda girişte de değinmiş olduğumuz sorunun cevabıdır. Tekrarlıyalım. Madem problemin böyle kısa ve etkili bir çözümü var, niye uygulanmıyor? Tahmin edebileceğiniz gibi bankaya borç veren yatırımcılar alacaklarının borç statüsünden hisse senedi statüsüne çevrilmesinden hoşlanmazlar ve istemezler. Örneğin 2 trilyon dolarlık varlıklara hükmeden Citigroup'un 400 milyar dolara yakın uzun vadeli ikincil borç kağıtları vardır. Bunların yarısının bile hisseye çevrilmesi bankayı fazlası ile sağlam özkaynaklı bir banka yapmaya yeter. Ama denetleyiciler ve siyasetçiler buna yanaşmıyor. Ortada ciddi lobicilik faaliyetlerinin olduğu muhakkak. Peki bu uzun vadeli borç kağıtlarını kimler ellerinde tutuyor? Hedge fonları, sigorta fonları ve emeklilik fonları türü uzun vadeli yatırım yapan kurumlar. İş anlaşılan çok karışık zira hiçbir politikacının açıkçası insanların emeklilik fonları ile ilgili doğru bile olsa sorumlu bir tavır alması herhalde en azından hemen beklenemez. En azından ABD'de.
Olayın hukuki boyutu ile bitirelim. İngilizce "Conservatorship" olarak adlandırılabilecek bu sermaye yapılandırmasında şirketin kontrolü bir süreliğine devlete geçer. Yani bir nevi kamulaştırma da diyebiliriz. Tabi herkes biliyor ki çürük mal, o veya böyle isimlendir yine çürük maldır. El koyan otorite dolayısıyla bir an önce başarısız olan üst yönetimi kovar. Borçlar üstte bahsedildiği şekilde tekrar yapılandırılır, ve banka işlemlerine devam eder. Eğer şayet toksik varlıklar beklendiği gibi kötü durumda değillerse bankanın hisselerinin değeri yükselir ve borç kağıtları zorla sermayeye çevrilen yatırımcılar sonuç itibarı ile bu işten kazançlı olurlar. Aslında ABD'de denetlemeden sorumlu kuruluşlar bunu küçük bankalar için her hafta yapıyorlar. Ama iş büyük bankalara gelince değişiyor. Reçeteler ve standart prosedür uygulanamıyor.
Bir sonraki yazımda da bu hikayeyi teknik olarak anlatıcam. Çünkü lafla olunca biraz havada kalıyor. Aşağıdaki video yine İngilzce'ye hakim okuyucu için koyuyorum.
1 yorum var, yorum okumak-yazmak için tıkla:
Charlie Rose, son programinda Joseph Stiglitz'i konuk etti. Stiglitz'de ayni cozum yolunu onerdi. Bankanin bilancolarindaki borclarin hisse senedine cevrilerek bankanin alacaklilarina bunlarin verilmesi (debt for equity swap). Charlie Rose'un "madem cozum bu kadar basit neden uygulanmiyor" sorusuna verdigi cevap guzeldi. Cunku alacaklilar bu cozumu istemiyorlar ve bu yola basvurulmamasi icin var gucleriyle lobi yapiyorlar. Borc vermek risk almaktir ama aldiklari risk gerceklesinde bedelini vatandasin omzuna yikma operasyonu yurutuluyor. Plumber Joe nun omzuna. Turkiye'de Merkez bankasinin tum uyarilarina ragmen sorumsuzca kur riski alan Istanbul dukaligi da benzer bi operasyonu uzun zamandir surdurmekte. IMF anlasmasi sonrasi paranin nerelere gittigine bakip karar verebilecegiz bizdeki operasyonun basarili olup olmadigina. Paralar kobilere giderse hukumet kriz firsatcilarina karsi dik durmus demektir. Godamanlara giderse hukumet kriz lobisine teslim olmus demektir. Bu yorum biraz yazi gibi oldu ama neyse artik...
Yorum Gönder
Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.
Sorularınız veya eklemek istedikleriniz için lütfen çekinmeyiniz. Kimliğinizi saklı tutmak için "Anonim" olarak yorumlayabilirsiniz.
Editor'e email atmak isterseniz: editor@ekonomig.com. Yazarlarımıza yazmak isterseniz adının ilk harfi ile soyadının tamamını @ekonomig.com ile birleştirip ulaşabilirsiniz. Örneğin onal@ekonomig.com
Tekrar teşekkürler.
Ekonomig.com