
Futbol'da "ofsayt" kuralının kaldırıldığını bir an için düşünün. Oyunun oynanma şeklinin ne denli değişeceğini hepimiz tahmin edebiliriz. Benzer türden tartışmalar şu anda ABD'de ciddi bir şekilde yapılmaya başlandı. Ancak bu tartışmalar Amerikalılar'ın zaten farklı oynadığı futbol oyununda değil, finans piyasalarında ve finans kuruluşlarında. Finansal oyunun oyuncuları da belli: ellerindeki para için güvenli bir yatırım mecrası arıyan "mevduat sahipleri ve yatırmcılar"; finansal sektörde hizmet veren "bankalar ve diğer finansal kuruluşlar" ve son olarak da bu finansal kurumları denetleyen devletin "denetleme ve düzenleme kuruluşları".
Bu hafta içi Salı günü, Amerikan Hazine Bakanı Timothy Geithner, Amerikan Meclisi'nin Finansal Hizmetler Komisyonu'nda tanıklık yaptı. Finansal hizmetler sektöründe kapsamlı reformlara ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Sn. Geithner, finansal kurumların daha "sert" bir biçimde denetlenmesi gerektiğine ilişkin tasarısı ile ilgili meclisi ikna etmeyi çabaladı.
Öncelikle AIG türü, banka olmayan finansal kurumlara anında müdahale edip el koyabilmek için genişletilmiş yetkiler isteyen Geithner şunu söyledi: "Finansal kurumların kendi aralarında rekabet halinde olan denetleme ve düzenleme kurumları arasında risklerini, en düşük standartların ve güçsüz kısıtlamaların olduğu yönlere kaydırmalarına (ve bu yönde basit çıkar amaçlı tercihler yapmalarına) izin veremeyiz." (İngilizce konuşmanın aslı: "We can't allow institutions to cherry-pick among competing regulators and shift risk to where it faces the lowest standards and weakest restraints...)
Finansal hizmetler, sözde en sıkı denetlenen bir sektördür. Finansal kurumlar, devletin bu düzenleme ve denetlemesinden hoşnut olmadıkları herkesin bildiği bir gerçek. Finansal aracı kuruluşların bu denetlemelerden her fırsatta ne şekilde "kaçabiliriz" diye arayış içinde oldukları malum. Muhakkak ki abarttığımı düşünebilirsiniz ama durumun aslı astarı işin doğası gereği böyle. İki tarafın da durumlarını örnekle açıklayalım.
Önce finansal kurumların durumu: İş yerinden patronunuz her an sizin başınızda beklese ve şunu bunu yap yapma diye emirlere verse, siz de ben de rahatsız olursunuz. Buna karşın, bu kısıtlamalardan kurtulabileceğiniz ve daha rahat hareket edebileceğiniz bir ortam arayışı peşine düşersiniz.
Öte yandan denetleyici kuruluşların ve mevduat sahiplerinin durumu: Bankalar kendilerine emanet edilmiş mevduatlarla yatırım yaparlar. Yatırımcılar ve mevduat sahipleri bankaların portföy ve risk tercihleri ile ilgili telkinde bulunamazlar. Tek yapabilecekleri güvenmedikleri bankalardan paralarını çekerek, daha güvenli buldukları başka bankalara paralarını yatırabilirler. Dolayısıyla birçok küçük yatırımcının adeta haklarını savunmak ve korumak bahanesi ile devlet, bankacılık sektörünü bütün imkanları ile sıkı takip altına alma gayreti içerisindedir. Bununla birlikte devletin asıl endişesi, bankacılık sektöründe çıkabilecek potansiyel bir sorunun reel ekonomiye sıçramasıdır. 1994 ve 2001 fnansal krizlerinde de gördük ki ülkenin ekonomisi adeta göbek bağı ile finans sektörüne bağlıdır ve finans sektöründe başlıyan bir sorun hızla ödemeler hizmetleri kanalı ile makroekonomiye sıçramaktadır.
Özetlemek gerekirse devlet bankacılık denetleme ve düzenleme kurumları, seslerini bankalara duyuramayan birçok mevduat sahibinin adeta temsilcisi ve avukatı olarak hareket etmektedir.
Peki bundan sonra finansal oyunun kurallarında nasıl değişiklikler yapılmalı ve neler bekleyebiliriz? Bunu da yarına bırakalım.
Insan tabiati geregi acgozlu ve hirsli (bu tartisilabilir ama en azindan modern ekonomide kabul boyle). Bu acgozluluk finansal kuruluslarda calisan ve yatirim kararlarini veren kisilerde, calisilan cevrenin etkisiyle cok daha ust dizeydedir. Bu durumda yatirim kararlarini alirken tamamen beklenen getiriye odaklanabilmekte ama bununla birlikte gelen risklere karsi gozleri korlesebilmektedir. Iste denetleyici kuruluslar bu nedenle var. Rasyonel olmayan duzeyde risk alma davranisini durdurmak icin. Turkiye'de 2001 krizinden oyunun kurallari degistirildi. Merkez bankasi sistemik duzeyde, BDDK bankalar duzeyinde, TMSF ise eski batiklarin tahsili anlaminda cok basarili bir calisma cikardilar. Zaten sonuclar ortada. Amerika ve Avrupa'nin en buyuk bankalari batarken bizim bankalarimiz dimdik ayakta, karlilar ve tum rasyolari uluslararasi standartlarin uzerinde. Iyi denetimin getirileri bunlar.
YanıtlaSil