19 Kasım 2008 Çarşamba

Bankacılık Riskleri 3 - Faiz Oranı Riski ve Piyasa Riski

Bankanın bilançosundaki aktifler ve pasif kalemleri vade uyumlu değillerse ve faiz oranı da oynak (volatile) bir davranış gösteriyorsa, bankanın faiz oranı riskine maruz kaldığı söylenir. Vade uyumsuzluğu bankanın kendi karakteristiği icabı doğal olarak oluşur. Zira banka kısa vadeli borçlanıp, uzun vadeli krediler dağıtarak vade dönüşümü fonksiyonu icra eder ve bunun karşılığında faiz farkından kazanç sağlamış olur. Ne var ki banka bunu yaparken faiz oranı riski ile karşı karşıyadır.

Bunu bir örnekle açalım:
Varsayalım ki tipik bir banka, %9 faiz ödemek koşulu ile, 1 yıllığına 100 milyon TL borçlanmış olsun. Bu para da, 2 yıl vadeli olarak %10 faiz getirecek bir krediye dönüştürülsün ve 100 milyon TL bu şekilde dağıtılsın. Bu yatırımın 1. senesi için bakıldığında banka %1'lik bir kar payı elde etmektedir. Bu da miktarla çarpıldığında 1 milyon TL eder.

Bankanın 2. seneki geliri ise belirsizdir. Zira banka tekrar borçlanması gerekecek zira yatırım yaptığı varlıkların (kredi dağıttığı kişilerin veya şirketlerin) vadesi 1 yıl sonra doluyor! Eğer faiz oranı değişmemiş ise banka tekrar %9'dan borçlanır ve 2. sene için de 1 milyon TL kar elde eder. Ne var ki, faiz oranlarının değişebileceği riski her zaman vardır; özellikle de Türkiye finans piyasalarında. Diyelım ki faiz oranları %11'e yükseldi. Banka yatırımının 2. senesini 1 milyon TL zarar ile kapatmış olur. 1. sene elde edilmiş olan karlar silinmiş olur.

Faiz oranları şayet %2'den fazla yükselmiş olsaydı, banka toplamda zarar etmiş olurdu! Bununla birlikte faiz oranı 2. sene düşerse banka yeniden finansmanı daha ucuza kapatmış olur ve kar marjı %1'in üzerine çıkar.

Faiz oranı riski ile ilgili son önemli bir not: Hatırlanacağı üzere, finansal bir varlığın şimdiki değeri (present value) ve hakettiği piyasa fiyatı, gelecekte yapacağı ödemelerin (cash flow) şimdiki zamana iskonto edilmiş miktarlarının toplamına eşittir. Doğal olarak eğer faiz oranları yükselirse, bu, vadesi uzun olduğu için bankanın varlıklarının şimdiki değerini, pasiflerine kıyasla daha çok düşürür.

Piyasa riski ise, aslında faiz oranı riski ile çok yakından ilişkili olup, bankanın elindeki varlıkları uzun vadeli bir yatırım aracı olarak kullanmak yerine, kısa vadeli (bazen günlük!) bir alışveriş ve ticaret (bazen "hedging") aracı olarak görüp, alıp satmasından ötürü, faiz oranı ve döviz kuru riskleri ile de bağlantılı olarak riske maruz kalması olarak tanımlanabilir. Cümle biraz düşük oldu :)

Bu risk çeşidi, ne yazık ki yatırım portföyü çeşitlendirilerek (diversification) ortadan kalkmaz. (Resme bakınız) Bankaya has riskler çeşitlendirmekle (ayni risk kategorisinde değişik şirketlere yatırım yapmakla) Büyük Sayılar Yasası'nın da yardımıyla, sıfıra indirgenebilirse da bu durum piyasa riski için bu durum söz konusu değildir. Hisse senedi fiyatlarındaki dalgalanmalar vs yatırımcıya potansiyel kayıplara uğramasına neden olabilir. Bu risk aynı zamanda sistemetik risk olarak adlandırılır.

Bankanın (veya herhangi bir şirketin) hisselerinin betası, o hissenin ne kadar piyasa riskine maruz kaldığını ölçer. Hatırlanırsa standart sapma bankanın veya şirketin hem piyasa riskini hem de spesifik riskini ölçer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.
Sorularınız veya eklemek istedikleriniz için lütfen çekinmeyiniz. Kimliğinizi saklı tutmak için "Anonim" olarak yorumlayabilirsiniz.

Editor'e email atmak isterseniz: editor@ekonomig.com. Yazarlarımıza yazmak isterseniz adının ilk harfi ile soyadının tamamını @ekonomig.com ile birleştirip ulaşabilirsiniz. Örneğin onal@ekonomig.com

Tekrar teşekkürler.
Ekonomig.com