2 Temmuz 2011 Cumartesi

Doğu (Asya kıtası) niye geri kaldı? İktisadi bir analiz

Duke Üniversitesi'nden profesör Timur Kuran'ın son birkaç yıldır İstanbul'daki 17. yy Osmanlı mahkeme kayıtlarına dayandırarak yaptığı güzel arşiv çalışmaları var ve bunların neticesi İş Bankası Kültür Yayınlarından 10 ciltlik bir eser olarak çıktı.

Prof. Kuran'ın Osmanlı ve Ortadoğu'nun özellikle son 3 asırdır geri kalmış olmasınin nedenleri ile ilgili kışkırtıcı ve kurgusal denebilecek türden orijinal tezleri var. Özellikle İslam hukukunun 10. yy'dan itibaren "içtihat (yorumlama) kapısı kapanmıştır" denerek yeniliklere ve yeniden yorumlara engellenmiş olmasının bu geri kalmışlıkta başlıca nedeni oynadığının altını çiziyor. İktisadi ve ticari hayattaki durağanlık 1000 yıllık bir süreçte Batı dünyası ile Doğu dünyası arasında bir kırılma meydana getirdiğini ve bunun gittikçe derinleştiğini belirtiyor. Kuran'ın bu konu ile ilgili çalışmaları hakkında daha ayrıntılı bilgiyi kendi (http://econ.duke.edu/people/kuran) adresindeki web sayfasından edinebilirsiniz. Prof. Kuran'ın tezlerini kabul edersiniz veya etmezsiniz o okuyucuya kalmış bir şey. Ne var ki bu önemli araştırmacının en azından ne söylediğini ciddiye alıp bir kulak vermekte yarar var diye düşünüyorum.

Bu yazımda Prof. Kuran'ın tezlerini kabaca özetlemeye ve kendimce değerlendirmeye çalışacağım.

Devamını okumak için tıklayınız...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Emlak vergisi

Hürriyet gazetesinden Şükrü Kızılot'un bugünkü köşe yazısını aşağıda aynen aktarıyorum. Derli toplu, bilgilendirici güzel bir yazı olmuş. Vergilerimizi zamanında ödeyebildiğimiz ölçüde ülkemize sahip çıkabiliriz. Hamasi söylemler boş. Devletten icraat ve yatırım bekliyorsak bunu ödiycez. Şerh düşmek istediğim tek nokta ise "keşke ev vergilerinden toplanan paralar o beldelerin belediyelerinin kasasına gitse" temennisi, o kadar. Belki de oraya gidiyordur...


Devamını okumak için tıklayınız...

5 Nisan 2011 Salı

Finansal Kriz Soruşturma Raporu -1

20 Mayıs 2009 tarihli kararname ile Amerikan başkanı Obama tarafından imzalanıp kanunlaşan ve ABD hükumeti temsilcileri tarafından atanan 10 kişilik bağımsız "Finansal Kriz Soruşturma Komisyonu"nun ana kuruluş gayesi, 2007 yılından başlayarak günümüze değin sürmüş olan finansal ve ekonomik krizin meydana geliş nedenlerini araştırmak ve bunu bir rapor halinde Amerikan vatandaşlarına sunmaktı. Komisyonun üyeleri özellikle iktisat, finans, vergi, bankacılık ve tüketiciyi koruma konularında uzman bilirkişilerden oluşup, bu komisyon üyelerinin 6'sı Demokratik parti tarafından, diğer 4'ü ise Cunhuriyetçi parti tarafından seçilip komisyona dahil edilmişlerdi.

Komisyon raporu yakın geçmişte, 2 ay kadar önce Ocak 2011'de yayınlandı. Her ne kadar komiyon üyeleri politik spektrumun iki tarafından seçilmiş olsalar ve tarafsız olma gayreti içerisinde gibi görünseler de kendi dünya görüşlerine uygun olarak raporun neticelerinin yazılmasına etki etmişlerdir. Bu nedenle demokrat çoğunluğun kaleme almış olduğu nihai tasarı, azınlık üyeleri olan muhafazakar üyeler tarafından karşı muhalif fikir bildirilerek imzalanmamıştır. Bu yönüyle komisyon adına bir başarısızlık gibi görünse de, rapor çok titiz bir araştırma sürecinin sonucunda oluştuğu için çok önemli doneler içermektedir. Önümüzdeki 10 gün içerisinde 4-5 yazından oluşan bir seri halinde bu raporu kısaca özetleyip değerlendirmeye çalışacağım.

Devamını okumak için tıklayınız...

25 Mart 2011 Cuma

ABD'deki 2010 nufus sayımı sonuçlarının yansımaları

New York Times gazetesi çok güzel "interactive" bir harita ile nüfus sayımı sonuçlarını vermiş. Link için BURAYA TIKLAYIN.

Bu resimde, Amerikadaki degisen demografik bilgiler ve ABD toplumsal yapısının geleceği ile ilgili cok guzel ipuçlari bulabilirsiniz. 308 milyonu gecen ABD nufusunun en onemli ozelligi tabi ki mozaik gibi olan toplumun cesitliliği. İlk defa latin kokenli ve "hispanik" olarak adlandirilan azinliklar 50 milyon sinirini gecti ve ABD'de artik beyazlarin ardindan ve siyahlarin onunde 2. buyuk grup oldu. Asyalilar olarak adlandirilan uzak dogulularin da ABD'deki varliklari her gecen gun daha fazla hissediliyor. En ilginc sosyoekonomik verilerden birisi de her grubun kendisi cinsinden insanlarla bir arada yasama istegi. Ornegin uzakdogulular bulunduklari sehirlerde kendileri gibi olan insanlarla ayni mahallelerde yasama gayreti icindeler ve ona gore ev satin aliyorlar. Afrikali-Amerikali olarak tabir edilen ve nisbeten daha fakir olan zenci gruplar ise daha cok sehir merkezini tercih ediyorlar. Bizdekinin aksine varlikli Amerikalilar genelde sehir disindaki kirsal kesimde cocuklarini yetistirmek istiyorlar. Bizde sehrin varoslari olarak tabir edilen yerler, istisnalar kaideyi bozmaz, bircok sehirde sehir merkezi oluyor.

Devamını okumak için tıklayınız...

20 Mart 2011 Pazar

Demokrasi ve Serbest Piyasa


Özellikle ABD'nin başını çektiği Batı medeniyeti kendisine bütün dünyada 2 önemli ideolojiyi yayma görevi biçmiş bulunuyor. Bunlar başlıktan da anlaşılabileceği üzere siyaset ve yönetim alanında "demokrasi" ve iktisadi sahada ise "serbest piyasa" ekonomisi. Her ne kadar Avrupa'lılar serbest piyasa düzeninin bütün prensiplerine saygı duymasalar da ABD'nin bu yöndeki güçlü angajmanına da pek ses çıkarmamaktadırlar.

Bugünkü sorum şu olucak: Bu iki ideoloji her zaman uyumlu mudur? Birbirleri ile çelişen yönleri var mıdır ve böyle durumlarda hangi önlemler alınır?


Devamını okumak için tıklayınız...

19 Mart 2011 Cumartesi

Yeni Türk Ticaret Kanunu

1 Temmuz 2012 tarihi itibarı ile yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) iki ay kadar önce TBMM genel kurulundan geçerek kanunlaştı.

PwC Türkiye'ye göre:
"Yeni Kanun, şirketlerimizin kurumsallaşması, sürdürülebilirliği, rekabet gücünün artırılması, kamu güveninin oluşturulması ve şeffaflık açısından çok önemli bir fırsat ve zemin hazırlamakta. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek ve Yeni Kanun’u Türk şirketlerinin sağlıklı büyümesi ve geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak önemli bir değişim projesi olarak benimsemek" gerekmektedir.
Yeni kanuna TBMM websayfasından (http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k6102.html) ulaşabilmek mümkün. Tabi her kanun kitabında olduğu gibi, bunun da dilini anlayabilmek nisbeten zor olabiliyor, zira eski Türkçe ibareler oldukça fazla. Yanlış anlamayın lütfen, şikayet etmiyorum. Zira Türkçe'mizin zengin haliyle kullanımı benim hoşuma gidiyor. Eski Türkçe ve hatta Osmanlıca ifadeler bana daha şiirsel geliyor. Sonradan zoraki uydurulmuş bazı yeni Türkçe kelimeler var ki, dudaklarımda hiç lezzetli bir tat bırakmıyorlar diyebilirim. Neyse konumuza geri dönelim...
Bu yazımda, yeni kanunda en çok dikkatimi çeken hususları sıralamak istiyorum. İlk sırayı da 1535 maddeli yeni kanunda tam 47 defa geçen bir kelimeye vermek istiyorum: "İnternet".

Devamını okumak için tıklayınız...

11 Mart 2011 Cuma

Kamusal Mallar ve Hizmetler

Kapitalist iktisadi yapıda, ya da tabiri diğerle serbest piyasa düzeninde her ne kadar devletin işlevini asgariye çekmek istesek de, öyle mal ve hizmetler vardır ki ancak devlet bunları etkin olarak temin edebilir. Piyasa mekanizması belirli kamu ürünleri için adeta çalışmaz ve iş görmez olur. Bir önceki yazıma konu olmuş olan devletin 3 işlevini hatırlarsak, kamusal malların temini devletin denetim mekanizması işlevinin bir gereğidir. Kamusal mallar olarak adlandırdığımız ürünler iki temel özellikten ya birisini ya da her ikisini birden içerirler: tüketimde rekabeti olmaması ve kullanımı dışlanamaması. Biraz teknik oldu ama açıklayalım.

Devamını okumak için tıklayınız...

17 Şubat 2011 Perşembe

Devletin İktisadi İşlevleri


Bugün lisans makroiktisat dersimize çalışalım. Sorumuz şu: Devletin, bir ülkenin ekonomik hayatına müdahalesi ne amaçladır? Devletin ülke ekonomisindeki fonksyonları nelerdir? Devletin ekonomideki işlevleri 3 ana başlık altında işlenebilir:
1. Hukuki çerçeve çizilmesi
2. Rekabet şartlarının korunup gözetlenmesi
3. Gelirin halka (direkt olarak ya da hizmet olarak) yeniden dağıtılması (bir nevi Robin Hood etkisi)

Bunlara sırasıyla kısaca değinelim.

Devamını okumak için tıklayınız...

15 Şubat 2011 Salı

İskambil Destesi, Serbest Piyasa Sistemi ve Mülkiyet Hakları...


Bir iskambil destesini çok iyi karıştırırsanız, iskambil kağıtlarının nihai dizilişi nerdeyse 100% ihtimalle geçmişte hiçbir zaman gerçekleşmemiştir ve büyük ihtimalle bundan sonra da hiçbir zaman da gerçekleşmeyecektir. Hiçbir zaman! İnanması güç, degil mi? Fransızların değişiyle "Incroyable mais vrai!" Tekrar edelim: Bir iskambil destesini güzelce karıştırırsanız, kuvvetli ihtimal odur ki nihayette oluşan kağıtların dizilişi bu şekliyle tarihte ilk kez gerçekleşti. Kiminiz belki de hadi canım sen de diyorsunuz ama ister inanın ister inanmayın gerçek bu.

Bu işin sırrı aslında çok basit. Önce matematiğini açıklayalım.

Devamını okumak için tıklayınız...

13 Şubat 2011 Pazar

Çin'de de Mısır'daki gibi devrim olur mu?


Başlıktaki bu soru, iki gün önce CNN'deki bir haber programı sunucusu tarafından Neewsweek dergisi editörü ve İslam dünyası uzmanı Fareed Zakaria'ya yönlendirildiğinde sorunun cevabını kafamda 2-3 saniye düşündüm. Mısır'da son 3 haftadır meydana gelen olaylar Zakaria'ya göre hiç şüphesiz Çin'i de etkiliyecektir. Ne var ki Mısır'la Çin arasında birebir bir analoji kurmanın da yanıltıcı olacağını ekledi. Açıklayalım.

Devamını okumak için tıklayınız...

21 Kasım 2010 Pazar

Intuition isn’t always reliable (Kabaca tercüme: Hissi kablelvuku'ya her daim itimat edilmez :)

Adalet konusunda aldığım yorumlar için teşekkürler. Evet sanki az çok ortak kanı (konsensus) öncelikle bir kaynağın, onu en iyi kullanabilecek kişi/kurum/şirkete tahsis edilmesi şeklinde oluştuğunu söyleyebiliriz. Yani flüt çalabilene verilsin. Kaynaklar kapitaliste satılsın. Amenna (tamam inandık). Bu çözüm için atılmış doğru bir adım, ama yetersiz. İkinci aşama unutulmasın. Diğer iddia sahiplerinin feragat etmeleri bir şekilde ödüllendirilmeli. Yani şimdi "adalet dağıtma" kısmına da bir geçilsin. Kapitalist zengin olsun tamamdır ama işçiler de ezilmesin! Onlara "hakları" olan pay verilsin. Bunu bir sonraki yazımda örneklendirip açmayı düşünüyorum. Ama şimdilik ara verip bugünü, başlığımıza da ilham olan, bir bulmaca türü soru ile tamamlıyalım. (Başlığın bugünkü Türkçe ile karşılığı: Sezgilere her zaman güvenilmez.)

Şöyle bir ikilem (çelişki) içine düştük:

Devamını okumak için tıklayınız...

8 Kasım 2010 Pazartesi

TUBITAK Marie Curie Burslari - Tersine Beyin Göçü Desteği

TUBITAK AB Cerceve Programlari Ulusal Koordinasyon Ofisi 30 Kasim 2010 tarihinde “Northeastern University (Boston - Massachusetts)” ve 2 Aralik 2010 tarihinde “University of Michigan (Ann Arbor - Michigan)”da "Destination Turkey: Workshop Series on European and National Funding Opportunities for Brain Circulation and Cooperation" adli bir etkinlik duzenlemeyi planlamaktadir. Soz konusu etkinlik TUBITAK ve 7. CP Marie Curie Burslarinin ABD'de Turklerin yogun oldugu bolgelerde tanitilmasini ve tersine beyin gocunu desteklemeyi hedeflemektedir. Etkinlikte en iyi Turk universiteleri ve sanayi kuruluslarindan temsilcilerin de ABD'deki araştirmacilara tanitim yapabilecekleri bir ortam yaratilmasi amaclanmaktadir.


Devamını okumak için tıklayınız...

24 Ekim 2010 Pazar

Flüt çalan dört çocuk

Ünlü manken ve televizyon programı sunucusu Aysun Kayacı, 2008’de katıldığı bir program sırasında “Dağdaki çobanla benim oyum bir mi?” diye sorduğunda ve yine “gecekondu dikenle,kaçak eletrik kullananla, vergi kaçıranla niçin benim oyum eşit acaba?” şeklinde eleştirdiğinde, birçoğumuz içerledik. “Nasıl yani, Kast sistemi gelsin mi istiyor bu saf kız” dedik. Ne var ki bu tartışmalar, belki farkında olmadan bir eksik yönümüzü ortaya koydu ve Batı kaynaklı demokrasilerdeki adaletli seçim mekanizmasının nasıl tasarlandığını sorgulamamızı sağladı. En azından öyle oldu diye ümit ediyorum. İnsanlar bu konudaki literatürü okudular ve kendilerini bir nebze yetiştirdiler.

Bugünkü yazımda tam bu konu olmasa bile bununla oldukça yakından ilgili, adaletli paylaşım, refah ve etkinlik gibi konulara bir giriş yapmayı düşünüyorum. Bunu bir yazı dizisi düzeni içerisinde götürebilecek miyim bilemiyorum ama en azında bir (hoş) başlangıç olur diye düşünüyorum. Artık bu yazida bu oy meselesine biraz giriş yapıp bir sonraki yazıda Aysun hanıma ağzının payını veririz :)

Devamını okumak için tıklayınız...

17 Ekim 2010 Pazar

Amerika'daki İcralık Evlerde Son Durum

Artık herkesçe bilindigi üzere global ekonomik kriz Amerika'daki gayrimenkul fiyatlarındaki düşüş ve buna baglı olarak alt gelir grubundaki ev sahiplerinin mortgage ödemelerini yerine getirememesiyle başlamıştı. Geride kalan 2-3 sene icerisinde milyonlarca Amerikalı sadece işinden degil evinden de oldu.


Devamını okumak için tıklayınız...

14 Ekim 2010 Perşembe

Merkez Faizleri İndirdi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu dun yapılan toplantıda, gecelik faiz oranlarını borçlanmada %6,25'ten %5,75'e indirdi. Borç vermede ise faiz oranı değiştirilmedi ve %8,75'te sabit kaldi.

Türkiye ekonomisinin rekabet gücü kazanabilmesi için faizlerin indirilmesi dogru bir karar. Merkez Bankası, uzun sure yüksek faiz düşük kur politikasında ısrar etti. Son donemde yasanan ülkeye aşırı sıcak para girişi ve doviz kurunun buna bağlı olarak asağı yonde hareket etmesi saniriz bu kararda etkili oldu. Dusuk seviyeli faiz oranlari rekabet ortamında çalışan, rant kollamayan, sanayici icin daha uygun çalışma ortamı yaratacağını düsünüyor merkezin kararını olumlu buluyoruz.
Devamını okumak için tıklayınız...